<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Political City</title>
	<atom:link href="http://www.politicalcity.biz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.politicalcity.biz</link>
	<description>Uluslararası İlişkiler veSiyaset Bilimi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2012 19:59:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>MİT&#8217;TE &#8216;MEZHEPSEL&#8217; KADROLAŞMA !</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/mitte-mezhepsel-kadrolasma/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/mitte-mezhepsel-kadrolasma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 14:42:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[MEZHEPSEL KADROLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[MİT]]></category>
		<category><![CDATA[MOSSAD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[Taraf&#8217;tan Mehmet Baransu, MİT&#8217;teki &#8216;Kavganın asıl nedeni ne?&#8217; sorusuna yanıt aradığı analizinde çarpıcı iddialara yer verdi. - Ordu, yargı ve MİT&#8217;te mezhepsel kadrolaşma - MİT, MOSSAD ilişkisi - Yeni Devlet modeli ve örgütlenmesi - Bugün Hakan Fidan&#8217;ın yanında görünenlerin dünkü &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/mitte-mezhepsel-kadrolasma/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Taraf&#8217;tan Mehmet Baransu, MİT&#8217;teki &#8216;Kavganın asıl nedeni ne?&#8217; sorusuna yanıt aradığı analizinde çarpıcı iddialara yer verdi.</p>
<p>- Ordu, yargı ve MİT&#8217;te mezhepsel kadrolaşma</p>
<p>- MİT, MOSSAD ilişkisi</p>
<p>- Yeni Devlet modeli ve örgütlenmesi</p>
<p>- Bugün Hakan Fidan&#8217;ın yanında görünenlerin dünkü faaliyetleri</p>
<p>- Uludere faciasının perde arkası</p>
<p>- MİT tartışmalarının ardında MOSSAD olduğu kara propagandasıyla amaçlanan</p>
<p>- Tasfiye operasyonlarının amacı</p>
<p>- İktidar yanlısı gazete ve gazetecilerin suskunluğu</p>
<p>İşte Baransu&#8217;nun dikkat çeken analizi:</p>
<p>Yıl 1996. Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup, “yaklaşan tehlikeye” karşı bir karar almış ve alınan karar adım adım uygulamaya konmuştu. “İrticanın Taktik Resmi” adı altında, toplum fişlenmeye başlandı. Başını Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın çektiği bu grup, Orgeneral Çevik Bir’in de içinde olduğu yapılanmayla, Jandarma ve Kara Kuvvetleri Komutanlığını da harekete geçirdi.</p>
<p>Askerin yanı sıra harekete geçen bir kurum daha vardı; MİT. Benzer bir çalışma orada da yürütülüyordu. Ordu ve Yargı içerisine çöreklenmiş “mezhepsel” yapılanmanın benzeri, başta dindarları olmak üzere, milliyetçileri ve ülkenin “ötekilerini” raporluyor, hazırlanan raporlar tek elde toplanıyordu.</p>
<p>Yapılan tam bir cadı avıydı.</p>
<p>Bu ekibe en büyük destek ise İsrail’den yani MOSSAD’dan geliyordu. Türkiye, İsrail’in güdümüne girmeye başlıyordu. Askerî anlaşmalar ve ilişkiler, TSK’yı İsrail çizgisine sokmuştu. MOSSAD da bu süreçte Milli İstihbarat Teşkilatı’yla yoğun bir mesaiye başlamıştı. İlişki o kadar ileri noktalara gitmişti ki, MİT’in Maltepe’de bulunan arşivleri yabancı bir istihbarat servisine açılmış, bunda bir mahsur görülmemişti.</p>
<p>Asker, İsrail’le kurduğu ilişkinin ardından, TSK’da yeni bir örgütlenme modelini seçmiş, benzer bir örgütlenme MİT’e de sıçramıştı. “Mezhepsel” örgütlenme modelini orada da hayata geçirilmeye başlandı.</p>
<p>Cadı avı da sürekliliğe dönüştü.</p>
<p>Hazırlanan raporlar, “güvenlik soruşturması” adı altında, başta MGK olmak üzere siyasilerin önüne kondu. Tasfiye operasyonlarıyla, devlet kendilerinin kontrolünde bir örgütlenme modeliyle “yeniden” oluşturulmaya başlandı.</p>
<p>“Kemalizm” ve “Atatürkçülük” ise bu mezhepsel örgütlenmenin arkasına saklandığı argüman oldu. “Bin yıl sürecek” yeni devlet modeli ve örgütlenmesi planlandığı gibi adım adım uygulamaya kondu.</p>
<p>Hazırlanan bu raporlardan bazıları 2000’li yılların başında koalisyonda bulunan bir bakanın eline geçti. Islak imzalı raporlardan birinde aynen şu ifadeler yer almıştı. “&#8230; mezhebinden olup, devletin önemli kurum ve kuruluşlarında görev almasında, devletin gizli belgelerini görmesinde sakınca yoktur.” “Annesi başörtülü olup, devletin önemli kurum ve kuruluşlarında görev almaması&#8230;”</p>
<p>Bu ve buna benzeri raporlar, bakan tarafından Milli Güvenlik Kurulu toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in önüne kondu. Raporların altında imzası bulunan MİT üst düzey yetkilisi görevden alındı. Medyaya ise üst düzey yetkilinin yurtdışına tayininin çıktığı açıklandı. Kısa süre sonra da aynı isim emekliliğe ayrıldı.</p>
<p>Ancak emekli olmasına rağmen, 20’nin üzerinde yakın akrabasını MİT’e yerleştirmiş, 1996’nın sonunda hızla hayata geçirdiği “mezhepsel” örgütlenme içinde yer alanlar da MİT’te üst düzey yönetici pozisyonuna gelmişti. 1970’lerin ortasında başlayan çalışma, 28 Şubat sürecinin olağanüstü dönemiyle ivme kazanmış, “devlet ele geçirilmişti”. Ekip kurumda etkin pozisyonunu halen koruyor. Ekibin içinde yer alan bazı isimlerin yakın akrabaları ise, bazı terör örgütleri içinde üst düzey yöneticiler.</p>
<p>Bu ekip, 27 Nisan muhtırası başta olmak üzere, AK Parti’ye kapatma davası açılmasında da askere “gerekli lojistik desteği” verdi. Bugün Hakan Fidan’ın yanında görünerek, kendilerine yönelecek “tehlikeyi” bertaraf etme hesapları içerisindeler. Uludere faciasının perde arkasında da bu ekibin izlerinin ortaya çıkacağını sanırım tüm Türkiye görecek.</p>
<p>Bu ekibin yeni argümanı ise MOSSAD. MİT’le ilgili son tartışmaların arkasında MOSSAD olduğu kara propagandasını gazeteciler üzerinden yayarak, kendilerini ve hukuksuz işlemlerini koruma kalkanı altına almaya çalışıyorlar. Siz bugün bakmayın MİT süreciyle ilgili iktidar yanlısı kalemlerin MOSSAD vurgusuna. 15 yıldır kimin MOSSAD adına ne işler yaptığı, devletin hafızasında ve bu hafıza bir gün ortaya çıkacak. Bu ekip de tıpkı Ergenekoncu, Balyozcular gibi yargı önünde yaptıklarının hesabını verecek.</p>
<p>Geçmişte yaptıkları hukuk dışı faaliyet gibi, bugünlerde aldıkları emir sonucu yeniden fişleme raporları hazırlamaya başladılar. Hesap vermemek için de tasfiye operasyonuna hız verdiler. Devletteki kavgaya bu açıdan bakın derim. Çünkü, fişledikleri isimlerin eli temizken, kendilerinin ve siyasetçilerin eli bir o kadar kirli.</p>
<p>Şu soruyu kendinize sorun. Kamu İhale Kurumu’ndaki hırsızlık ve rüşveti, iktidar yanlısı gazeteler ve gazeteciler neden görmüyorlar? MOSSAD argümanına sarılmalarının nedeni ne? Yoksa kendilerine bir emir verildi de eli kirli olanların ortaya çıkmaması için farklı argümanlara mı sarılıyorlar? Tıpkı 28 Şubatçılar gibi&#8230;</p>
<p>MEHMET BARANSU, TARAF GAZETESİ, 20 Şubat 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/mitte-mezhepsel-kadrolasma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MİLLİ  SAVUNMA SANAYİMİZİ KİMLER ENGELLEDİ?</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/milli-savunma-sanayimizi-kimler-engelledi/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/milli-savunma-sanayimizi-kimler-engelledi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 05:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyetin Sanayileşme Çabaları]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Sanayisi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Savunma Sanayisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Hainler]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Tabanca]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Top Mermisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Tüfek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=366</guid>
		<description><![CDATA[Aziz Üstel Star gazetesinde bugünkü köşesinde yok edilen bir sanayi tesisiyle ilgili bir olayı gündeme getirdi. Üstel 1940&#8242;lı yıllarda faaliyetini sürdüren ve 1949&#8242;da yerle bir edilen ilk yerli savunma sanayii tesisinin hikayesini köşesine taşıdı. Silah fabrikalarımı kimler havaya uçurdu! 26 Aralık 2011 Pazartesi &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/milli-savunma-sanayimizi-kimler-engelledi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz Üstel Star gazetesinde bugünkü köşesinde yok edilen bir sanayi tesisiyle ilgili bir olayı gündeme getirdi. Üstel 1940&#8242;lı yıllarda faaliyetini sürdüren ve 1949&#8242;da yerle bir edilen ilk yerli savunma sanayii tesisinin hikayesini köşesine taşıdı.</p>
<p><strong>Silah fabrikalarımı kimler havaya uçurdu!</strong></p>
<p>26 Aralık 2011 Pazartesi Nuri Killigil kimdir bilir misiniz? Azerbaycan’ı İngiliz ve Rus destekli Ermeni işgalcilerin elinden kurtaran, Kafkas İslam Ordusu Komutanı, Birinci Dünya Savaşı’nda <strong>“tek ileri harekatı gerçekleştiren”,</strong> Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’dır!</p>
<p>Mondros Mütarekesi sonrasında silahını bırakıp Almanya’ya yerleşir, 1938’de Türkiye’ye dönüp Zeytinburnu’nda kurduğu fabrikada “<strong>mutfak eşyaları</strong>” üretimine başlar. Ama<strong> fabrikada yarı otomatik 9 mm.’lik tabanca ve mermi üretmektedir</strong> aslında. Türk Ordusu tabancaları çok beğenir ve siparişler birbirini kovalar. Nuri Killigil, fabrikayı Sütlüce’ye taşır, çünkü gerçek anlamda bir savunma sanayi kurmaktır amacı. Sütlüce’ye taşındıktan kısa bir süre sonra, ordunun havan topu, mermisi, piyade tüfeği mermisi ve kapsül ihtiyacını karşılamaya başlar. Sırada top, top mermisi, ufukta da tank vardır.</p>
<p>İşler yolundadır. Nuri Killigil, mühendis arkadaşları ve teknisyenleriyle birlikte gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır. Derken Mısır’dan yüklüce bir sipariş alır. Siparişi teslim edince gelecek parayla top ve top mermilerini devreye sokmayı tasarlamaktadır. Yani Türkiye’de ilk savunma sanayinin temelleri Sütlüce’de, gerçekten de atılmaktadır! Mısır’dan gelen siparişe bir de Ürdün’den piyade mermisi, 9 mm’lik tabanca ve kapsül istekleri eklenir.</p>
<p>Tam bu sırada, 1948 yılında kurulan İsrail Devleti’yle Mısır ve Ürdün arasında yer yer çatışmalar başlamıştır. Nuri Killigil’in bunlarla bir ilgisi yoktur elbet; o aldığı siparişleri yetiş</p>
<p>tirmeye çalışmaktadır. Ancak, 2 Mart 1949 tarihinde İstanbul müthiş bir patlamayla sarsılır. Laf aramızda, 1949 yılı Türkiye’de gerek uçak sanayinin gerekse de savunma sanayinin köküne kibrit suyu ekilmesinden dolayı ilginç bir yıldır! Neyse, patlama, Sütlüce’deki fabrikanın kimyahanesinde olmuştur. Alevler cephane deposuna sıçrar, mermiler, yani Türk ordusuna, Mısır ve Ürdün’e gidecek piyade havan mermileri yanmaya ardından da patlamaya başlar. Nuri Killigil fabrikadadır. Ve feci bir biçimde, 26 arkadaşıyla birlikte yanarak ölür. Patlamalar sabaha kadar sürer. Ertesi gün kara dumanlar Galata’dan görülmektedir. Polis yanmış fabrikanın çevresini kordon altına alır. İçişleri Bakanı Ankara’dan gelir apar topar ve soruşturmanın başına geçer. Ama hiçbir sonuca ulaşılamaz.</p>
<p>Patlamaların siyasi bir sabotaj olduğu söylentisi yayılır. Soruşturmanınsa örtbas edildiği fısıldanmaktadır. TBMM’de bazı milletvekilleri hükümete soru önergesi vererek, fabrikanın nasıl ve kimlerce havaya uçurulduğunun açıklanmasını ister. Ve 23 Mart’ta kapalı celsede Başbakan kürsüye gelerek açıklamalarda bulunur; ne anlattığıysa bu gün bile devlet sırrıdır!</p>
<p>Nuri Paşa’nın yanmış birkaç parça giysisi bulunur ancak. Ve bunlar bir tabuta konarak toprağa verilir. Fabrika bir daha açılmamak üzere yanmış, kül olmuştur. Üretilen tabancalardan biri, Nuri Paşa’nın varislerince Harbiye Askeri Müzesi’ne teslim edilir; bu gün yolunuz düşerse silahı orada görebilirsiniz. Uçak sanayinin ardından savunma sanayimizin temel taşı da un-ufak edilip toprağa gömülmüştür. Neden?</p>
<p>İşte geçmişimiz sorgulayalım derken bunlardan söz ediyorum. Bize yutturulan palavraları bir yana bırakıp, büyük çoğunluğu sır perdesiyle örtülü yakın geçmişimizi iyice araştırmaz ve öğrenmezsek geleceğe güvenli adımlarla yürüyemeyiz arkadaş.</p>
<p>AZİZ ÜSTEL, STAR GAZETESİ, 26.12.2011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/milli-savunma-sanayimizi-kimler-engelledi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FAİZ LOBİSİNİN SON KOZU TERÖR</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/faiz-lobisinin-son-kozu-teror/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/faiz-lobisinin-son-kozu-teror/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 08:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[faiz lobisi]]></category>
		<category><![CDATA[reyting kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[Tüsiad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Faiz lobisinin son kozu terör Süleyman Yaşar reyting kuruluşlarının Türkiye&#8217;nin notunu haksız biçimde BB&#8217;de tutmasının yıllık maliyetinin 14.5 milyar TL olduğunu söyledi. Reyting kuruluşlarının not arttırmamadaki bir gerekçesinin de Türkiye&#8217;deki kaotik ortam olduğunu söyleyen Yaşar; &#8220;Son dönemde artan terör olayları &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/faiz-lobisinin-son-kozu-teror/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #ff0000;">Faiz lobisinin son kozu terör</span></h1>
<h2 id="yui_3_2_0_5_1311580039604486">Süleyman Yaşar reyting kuruluşlarının Türkiye&#8217;nin notunu haksız biçimde BB&#8217;de tutmasının yıllık maliyetinin 14.5 milyar TL olduğunu söyledi. Reyting kuruluşlarının not arttırmamadaki bir gerekçesinin de Türkiye&#8217;deki kaotik ortam olduğunu söyleyen Yaşar; &#8220;Son dönemde artan terör olayları ile Eski Türkiye&#8217;nin devam etmesini isteyen &#8216;faiz lobisi&#8217;nin bağlantısı olduğunu&#8221; söyledi.</h2>
<p>Geçen hafta AB, Yunanistan&#8217;a ikinci kez yardım elini uzattı. İrlanda, İspanya, Portekiz hatta İtalya için kriz korkusu geçmiş değil. Reyting kuruluşları bu ülkelerin bazılarının oranlarını düşürdü. Önce Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ardından Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı peş peşe iki uyarı yapınca, &#8220;kriz&#8221; gündem maddelerimizden birisi oldu.</p>
<p><span><em>Bu hafta Söyleşi-Yorum&#8217;da ekonomist Dr. Süleyman Yaşar ile konuştuk. Yaşar, ekonominin sadece göstergelerden ibaret olmadığını ve &#8216;Eski Türkiye&#8217; taraftarlarının bir silahının da ekonomi olduğunu dile getiriyor. Süleyman Yaşar ile reyting kuruluşlarında AB&#8217;deki krize, Türkiye&#8217;deki ekonomik ısınmadan terör-ekonomi ilişkisine kadar birçok konuyu konuştuk. Yaşar ile söyleşiden benim çıkardığım sonuç şu; Siyasal alanda yasadığımız aydınlanmanın benzerini iktisadi alanda yaşanması gerekiyor.</p>
<p></em><em> </em></p>
<p><strong>&#8220;Notumuz düşecek mi, artacak mı&#8221;, kritik zamanlarda hep bunu soruyoruz. Kimdir notumuzu arttırıp azaltanlar?</strong></p>
<p><strong> </strong>Notumuzu arttırıp azaltan reyting, derecelendirme kuruluşları dediğimiz kurumlardır.</p>
<p><strong>Ne yapar bu kurumlar?</strong></p>
<p><strong> </strong>Bunlar, yatırımcılara şirketler ve ülkeler hakkında yatırım yapılıp yapılamacağına, riskli olup olmadığına ilişkin rapor hazırlayan şirketlerdir.</p>
<p><strong>Bunlar mesela Türkiye&#8217;yi değerlendirirken neye bakıyorlar, ana gösterge nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong>Ana gösterge ülkenin kamu maliyesinin borçlarını geriye ödeyip ödeyemeyeceğidir. O ülkedeki faiz oranı, doğrudan yatırım seviyesi reyting kuruluşlarının verdiği notlara göre belirleniyor. Profesyonel yatırımcılar bu kurumların ülke değerlendirme notlarına bakarak yön veriyorlar.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin notu nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye&#8217;nin notu BB.</p>
<p><strong>Ne demek BB?</strong></p>
<p><strong> </strong>Yani yatırım yapılamaz. Bunun sonucu olarak hem devlet tahvillerine hem de doğrudan yatırım için daha az yatırımcı geliyor. Bunun çok önemli bir sonucu ülkedeki faiz hadlerinin yükselmesidir.</p>
<p><strong>Ne demek bu?</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye&#8217;nin notunun BB olması yani borçlarını geriye ödemekte zorlanıyor sınıfında olması, risk primini yükseltiyor. Bu o ülkenin ödeyeceği faizin miktarını da arttırıyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">NOTUMUZ BB DEĞİL A OLMALI</span></p>
<p><strong>Faizi piyasa belirlemiyor mu?</strong></p>
<p><strong> </strong>Hayır. Bu faizin belirlenmesine reyting kuruluşları önemli etki yapıyor. Türkiye&#8217;nin notu BB. Bu şu demek, Türkiye 2011 yılında bütçeden 47.5 milyar TL faiz ödüyor. Türkiye&#8217;nin toplam stok borcu 475 milyar TL. Yani kamu, toplam borcun yüzde 10&#8242;u kadar faiz ödüyor. Halbuki Türkiye&#8217;nin notu BB değil A olsa ya da BB&#8217;nin üzerinde olsa, ülke risk primi düşeceği için faiz de düşecektir. Faizin yüzde 10&#8242;dan yüzde 7&#8242;ye düşmesiyle bütçedeki faiz ödemesi 47.5 milyardan 33 milyar TL&#8217;ye düşer ve 14.5 milyar TL bütçede kalır. Bu 14.5 milyar TL&#8217;ye neler yapılır biliyor musunuz? Tanesi 25 milyon TL&#8217;den 580 tane 500 kişiyi istihdam eden tekstil fabrikası kurabilirsiniz. Hastane, okul yapabilirsiniz, alt yapı yapabilirsiniz. 14.5 milyar TL sadece 1 yılda cebimizde kalacak paradır. 14.5 miyyar TL, reyting kuruluşunun notumuzu BB&#8217;de tutmasının bize yıllık maliyetidir.</p>
<p><strong>O zaman şunu sormak gerekiyor; Türkiye&#8217;nin notu BB mi olmalı?</strong></p>
<p><strong> </strong>Hayır Türkiye&#8217;nin notu BB&#8217;den daha iyi olmalı, bana kalırsa A olmalı. İsrail&#8217;in notu A. Türkiye İsrail&#8217;den daha iyi ekonomik yapıya ve göstergelere sahup olmasına reğmen notu düşük. Gelin bir karşılaştırma yapalım; İrlanda, Portekiz, düne kadar notu bizden yüksek olan Yunanistan. Bunların hepsinin notu A seviyesinde idi. Yani reyting kuruluşlarının ana göstergesi olan kamu borçlarını ödeyemeyen ülkeler. Ama notları A. Bu ülkeler kamu borçlarını ödeyemedikleri için IMF&#8217;den, AB&#8217;den para aldılar. Bu ülkelerin notu Türkiye&#8217;nin üzerinde. Düşünebiliyor musunuz, Tunus&#8217;un notu BBB, yani bizden yukarıda. Mısır&#8217;la notumuz aynı. Bu ülkelerde neler olduğunu biliyoruz. Türkiye&#8217;ye baktığınızda; bütçe açığı yüzde 3&#8242;ün altına inmiş, toplam borç yükü yüzde 96&#8242;dan yüzde 40&#8242;a gelmiş -ki bu alanda Avrupa&#8217;nın ve dünyanın en iyisi- bir ülke. Burada bir sorun var. Bu bir haksızlık, usulsüzluk ve yolsuzluk. Ve acı olan nedir biliyor musunuz, bunu yani Türkiye&#8217;nin notunun düşük olmasını içeriden de dışarıdan da destekleyenler var.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">FAİZ LOBİSİ DEĞİŞİM İSTEMİYOR</span></p>
<p><strong>Kim bunlar?</strong></p>
<p><strong> </strong>Yüksek faiz lobisi. Bakın son iki aydır bazı köşe yazarları, akademisyenler Türkiye&#8217;nin sürekli faiz arttırması gerektiğini söylüyorlar. Aynı şekilde yurt dışındaki FT, Economist gibi dergilerde Türkiye ekonomisi ile ilgili çıkan yazılarda hep aynı tema var; Türkiye faiz arttırmalıdır, Merkez Bankası geleneksel politikasının dışına çıktı şeklinde hep olumsuz yazılar var. Hâlbuki Merkez Bankası, Kasım 2010&#8242;dan bu yana doğru bir para politikası izliyor. Sıcak para girişini engellemeye çalışıyor. Geçmişte uygulanan &#8216;yüksek faiz, düşük kur politikası&#8217; ile ithalatı ucuz hale getirdi, ihracatın rekabet gücünü kırdı. Bu istihdamı da olumsuz etkiledi. Hep şikâyet edilen cari açığın oluşmasının nedeni de bu.</p>
<p>İhtiyacınız olan mal dışarıda ucuzsa bunu burada temin etmezsiniz, dışardan alırsınız. Merkez Bankası Kasım 2010&#8242;dan itibaren doğru politika izliyor. Son dönemde kurların yukarıya doğru hareketinin nedeni de. Bu ithalatı pahalı hale getiriyor, ihracatı rekabet gücü yüzünden kârlı hale getiriyor. Bunun bir sonucu da Türkiye&#8217;de ara mal üretimin artması ve issizliğin de kademeli olarak azalmasıdır. Bu değişim faiz lobisinin işine gelmediği için eleştiriyorlar.</p>
<p><strong>Ne diyor bu faiz lobisi?</strong></p>
<p><strong> </strong>Merkez Bankası alışılmış politikasına dönsün. Bunlar şunu göremiyor; AK Parti hükümeti bugüne kadar alışılmışın dışına çıktığı için başarılı oldu. Alışılmışın dışı şu; kamu bütçesi dağılımının değişmesi. Savunma harcamaları azalması, eğitim, sağlık harcamalarının artması. Yani fakirlerin yanında bir bütçe politikası izledi. Bunun olumlu sonuçlarını da gördü. Fert başına gelir 3 bin 400 dolardan 10 bin 600 dolar çıktı. Bu satın alma gücü paritesi açısından da 16 bin dolara takebül ediyor. Bu kamu maliyesi politikasının başarısıdır. Türkiye&#8217;nin ekonomik açıdan en büyük zaafı idi kamu maliyesinin kötü yönetilmesi. Şimdi bir adım daha atılmalı ki, onu da Başbakan Erdoğan söyledi.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">ERDOĞAN REEL FAİZ 0 OLACAK DEDİ KASTAMONU SALDIRISI OLDU</span></p>
<p><strong>Nedir o?</strong></p>
<p><strong> </strong>Reel faizlerin 0 (sıfır) olması. Türkiye&#8217;de faizler diğer ülkelere göre çok yüksek ama bu onlara yani faiz lobisine yetmiyor. Türkiye dünyada hem kısa hem uzun vadeye pozitif reel faiz veren birkaç ülke arasında bulunu-yor. Enflasyondan arındırılmış faiz anlamına gelen reel faizler dünyada, dolar, euro ve yen gibi para birimleri üzerinden negatif düzeyde seyrediyor. Güney Kore, İsrail, Malezya, Rusya dâhil pekçok ülke kısa vadede negatif reel faiz veri-yorlar. Bu bizde hâlâ pozitif. Türkiye yaklaşık yüzde 3&#8242;e yakın reel faiz ödüyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde yok. Onun için bu kolay para kazanma düzeni bozulmasın diye feryat ediyor faiz lobisi.</p>
<p>Hatta size bir şey söyleyeyim. Başbakan reel faizin 0 (sıfır) olacağını söyledi, arkasından Başbakan&#8217;ın konvoyuna Kastamonu&#8217;da silahlı saldırı düzenlendi, bir polis öldü.</p>
<p><strong>Yani faiz lobisi ile terör arasında bağ mı var?</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu komplo değil. Bunların faiz lobisi ile de bağlantısı var. Çünkü Türkiye&#8217;de kaotik bir ortam faizleri yükseltiyor. Dünyanın hiçbir yerinde kazanamayacakları parayı burada kazanıyorlar.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">LOBİ TÜRKİYE&#8217;NİN DEĞİŞİMİNİ İSTEMİYOR</span></p>
<p><strong>Açar mısınız bunu?</strong></p>
<p><strong> </strong>Reyting kuruluşlarına soruyorsunuz; Türkiye&#8217;nin kamu maliyesi yüzünden notu düşüktü şimdi kamu maliyesi iyi neden arttırmıyorsunuz notu? Cevap, evet kamu maliyesi düzeldi ama demokrasi açığı var. Anayasa değişikliği yapıldı, askeri ve yargı vesayeti bitiyor, yeni anayasa yapılacak, neden hâlâ not yükselmiyor? Bu kez cari açık var diyorlar. Cari açık kamunun değil özel sektörün diyorsunuz; bu kez etnik çatışma riskini yani terörü bahane ediyorlar. Bu yüzden faiz lobisinin ve reyting kuruluşlarının son kozu terör.</p>
<p>Seçimler bitti yeni anayasayı tartışmaya başlayacağız, ne oluyor, CHP Meclis&#8217;e gelmiyor, BDP boykot kararı alıyor. Böylece bilerek ya da bilmeyerek bu lobiye hizmet ediyorlar. Sonra bakıyorsunuz terör artıyor. Bunlar birbirinden bağımsız değil. Oyunun parçaları. Ben yüksek faiz lobisi ile terör olayları arasında ilişkinin olduğunu düşünüyorum. Çünkü kaotik ortam yaratıldığı zaman faizler yukarı doğru çekiliyor. Bu alışılmış düzeni değiştirmek istemiyorlar. Ben şunu da merak ediyorum.</p>
<p><strong>Neyi?</strong></p>
<p><strong> </strong>Özellikle içeride faiz artsın diye yazan konuşan köşe yazarları ve akademisyenler bir kez bile &#8220;neden Türkiye&#8217;nin notu artmıyor?&#8221; sorusunu sormuyorlar. Neden?</p>
<p><strong>Siz sordunuz mu onlar bu soruyu?</strong></p>
<p><strong> </strong>Sordum ama cevap alamadım. Ve şu kanaate vardım ki, faiz artsın diye yazan konuşanlar da bu faiz lobisinin adamları.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="color: #bb2222;">Ekonomideki ısınma büyümeyi gösteriyor</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye ekonomisi ısındı diyor IMF. Isındı mı Türkiye ekonomisi?</strong></p>
<p><strong> </strong>Değil. İmalat sanayii kapasite kullanım oranı hâlâ düşük, hane halkı borçlanma oranı yüzde 17 gibi düşük bir seviyede. Tek risk gibi görülen şey cari açık. Ama o da devletin değil, özel sektörün. Özel sektör bu borçları alırken karşılık, teminat gösteriyor. Bankacılık sisteminde de risk yok. Üstelik şunu da belirtelim özel sektör borçlarından dolayı hiç kriz yaşanmamıştır Türkiye&#8217;de. Yine bakıyoruz sorunlu tüketici kredisi oranı yüzde 5&#8242;ler civarındaydı şimdi yüzde 2.9. Tüketici güven endeksi yükseliyor. Türkiye&#8217;de işsizlik oranı azalıyor. Öyle ki, 2008 dünya mali krizinin dış şoklarıyla 2009&#8242;da yüzde 16.1 seviyesine çıkan işsizlik, Mart 2011&#8242;de yüzde 10.8&#8242;e geriledi. Ayrıca fert başına gelir ve ücretler de reel olarak arttı. Bu da olumlu bir faktör. Kısaca bize ısındı diye yapılan eleştiriler, ısınmadan değil Türkiye&#8217;nin büyümesinden ve gelişmesinden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Bu uyarıların anlamı nedir peki?</strong></p>
<p><strong> </strong>İyi giden, gelişen, zenginleşen bir ekonomide olması gerekenler bize risk olarak algılattırılıp faizleri yükseltmek istiyorlar. Cari açığın arttığı ileri sürülüyor. Oysa cari açığı faizleri yükselterek kapatamayız. Çünkü dünyada faizler çok düşük. Biz faizleri arttırdığımız takdirde daha çok sıcak para girişi olacak. Çünkü ABD&#8217;de işsizlik oranı en son verilere göre yüzde 9.2&#8242;ye yükseldi. Türkiye işte böyle bir dünyada iyi bir yolda ilerliyor. Kamu kesimi borçlanma gereği azaldığı için ekonomi daha hızlı gelişiyor. Fonlar daha verimli kullanılıyor. Bunu bir ısınma ve risk olarak algılamak ya da insanlara böyle algılatmaya çalışmak hiç doğru değil.</p>
<p><strong>Türkiye ekonomisinde hiç mi risk yok?</strong></p>
<p><strong> </strong>Var. Aşırı sıcak para girişi. Bunu önlemek gerekiyor. Çünkü, sizin paranızın değerini arttırıyor. İthalat ucuz hale geliyor. İhracatta rekabet gücünüzü kaybettiriyor, istihdamınızı azaltıyor. İşte yeni Merkez Bankası bunu gördü ve tedbir almaya başladı. Kurların yükselme eğilimi ile yıl sonuna doğru cari açığın düşeceğini umut ediyorum.</p>
<p><strong>Kurların yükselmesi bundan mı?</strong></p>
<p><strong> </strong>Evet. Dolar 1.65-1.75 arasında olursa cari açığın kapanması daha kolay olacaktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="color: #bb2222;">REYTİNG TEKELiNi KIRMALIYIZ</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Söyleşinin başına dönersek, bu reyting kuruluşlarına da bir not vermek lazım sanırım. Açık ki Türkiye&#8217;ye bu konuda haksızlık yapılıyor. Notlara itiraz etme imkanı yok mu?</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu firmaların en ünlüleri Standard and Poors, Moody&#8217;s ve Fitch. Bunlar ABD&#8217;li ve bunların notları dikkate alınıyor. Kanada, Dominik Cumhuriyeti bunları kendilerine haksız not verdiği gerekçesi ile dava etti. Bunlar da mahkemede kendilerini, ABD anayasasının verdiği düşünce özgürlüğüne istinaden fikrimizi söyledik, sorumluluk kabul etmiyoruz diyerek savundular. Ve davalar düştü. Ama bunların parayla not verdikleri, rapor yazdıkları da aşikar.</p>
<p>Kanada, Dominik Cumhuriyeti ve Almanya&#8217;nın iddiaları var. Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso, Portekiz&#8217;in kredi notunu 4 kademe birden düşüren Moody&#8217;s'i &#8220;hatalı ve abartılı&#8221; bir değerlendirme yapmakla suçladı. Aynı şekilde Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble; &#8220;reyting kuruluşlarının tekelini yıkmalıyız&#8221; dedi. AB, bir reyting kuruluşu kurmak için harekete geçti. Çin bu firmalara güvenmediği için kendisi bir reyting kuruluşu kurdu. Ki bu kuruluşların en güvenilir dediği firmaların hepsi 2008 krizinde battı.</p>
<p><strong>Türkiye de kuramaz mı?</strong></p>
<p><strong> </strong>Ben bunu 5 yıldır söylüyorum. Geç kaldı. Eğer İstanbul finans merkezi olacaksa, Karadeniz Ekonomik İşbirliği, Balkan ülkeleri, İslam Konferansı ülkelerinin ortaklığı ile bir reyting ajansı kurulabilir. Biz de bu kuruluşların tekelini kırmalıyız.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="color: #bb2222;">Türkiye&#8217;de kısa vadede kriz çıkmaz</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Avrupa&#8217;da iki yıldır kriz hali var. Euro ve AB&#8217;nin geleceği tartışılıyor. Nedir krizin nedeni?</strong></p>
<p><strong></strong>Buradaki temel sorun şu. Avrupa para birliğini oluşturan 17 ülkenin gelişmişlik düzeyi bir değil. Gelişmişlik düzeyleri farklı olan ülkelerin aynı para birimini kullanmaları sorun yarattı. Bir Alman işçi bir saatte 5 kalem üretip 5 euro alırken, Yunanistanlı işçinin bir saatte 1 kalem üretip 5 euro alması sorununun nedeni. Bu verimlilik farkı kamu maliyesine zaman içinde yük getirdi. Bunu borçlanarak finanse ettiler. Buna ek olarak askeri harcamaların artmasını vs de eklerseniz ortaya bu manzara çıkmaktadır. Bugün krizle anılan ülkelerin temel sorunu bu. Aslında AB&#8217;de tek paradan önce tek kamu maliyesine ve tek orduya gitmeli idi. O zaman AB ancak federatif bir model olabilirdi. Ki bunu Paul Krugman ve Milton Friedman yazmış ve söylemişti.</p>
<p><strong>Nasıl aşılacak kriz?</strong></p>
<p><strong></strong>Bir fon kurdular. Bu 1 trilyon euroya çıkacak bir fon. Krizde olan ülkeleri fonlayarak bir krizi aşacaklar. Bu noktada şunu söyleyebiliriz kısa vadede AB e euro çökmez. Çünkü AB&#8217;nin lokomotifi olan Almanya ve Fransa güçlü ve ekonomileri büyüyor. Krizde olan ülkeleri fonlayacaklar. Ama orta vadede ne olur bilemeyiz. Eğer bu krizdeki ülkeler içerdeki verimliliği arttırıp büyümeye başlamazlarsa o zaman daha büyük bir kriz kaçınılmaz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">ALMANYA VE FRANSA KRİZE İZİN VERMEZ</span></p>
<p><strong>AB&#8217;de kısa dönemde kriz bekliyor musunuz?</strong></p>
<p><strong></strong>Hayır. Kısa vadede öyle bir tehlike yok.</p>
<p><strong>Peki olası kriz Türkiye&#8217;yi nasıl etkiler?</strong></p>
<p><strong></strong>Olumsuz. Türkiye AB&#8217;ye üye değil ama Gümrük Birliği üyesi. İhracatın yüzde 46&#8242;sı Avrupa&#8217;ya yapıyor. Kriz durumunda ihracat azalır, üretim azalır, istihdam düşer. Ama bu Türkiye&#8217;yi yıkmaz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">DÖVİZ GELİRİNİZ YOKSA DÖVİZLE BORÇLANMAYIN</span></p>
<p><strong>Ali Babacan&#8217;ın uyarısını nasıl okumalıyız?</strong></p>
<p><strong></strong>Ali Babacan&#8217;ın yaptığı sadece uyarıdır. Ve şunu söylemektedir özetle; döviz geliriniz yoksa dövizle borçlanmayın ve aşırı tüketimden kaçının. Bu nedense kriz kapıda, kriz geliyor gibi algılandı ve medya öyle sundu. Endişe yaratıldı. Ama bana göre bu endişe yersiz.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p><strong></strong>Çünkü Türkiye&#8217;de imalat sanayii kapasite kullanım oranı yüzde 76&#8242;da. Halbuki 2008 kriz öncesinde bu oran yüzde 80, Nisan 2007&#8242;de ise yüzde 82 idi. Türkiye, Çin, Brezilya gibi ülkeler gelirleri artan ülkeler. Bu ülkelerde hem tüketim artıyor hem de tüketim kalıpları değişiyor. Bu yüzden bu ülkelerin vatandaşlarına harcamayın demeniz çok mantıklı değil. Bu açıdan uyarının dövizle borçlanmayın kısmı doğru ama harcamayın kısmı doğru olmamıştır. İç pazarın daralmasına yol açabilir.</p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong><span style="color: #bb2222;">Artık halk için bütçe yapılıyor</span></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Anladığım kadarıyla faiz lobisi için Merkez Bankası çok önemli&#8230;</strong></p>
<p><strong></strong>Tabii hem de çok. Hem statükocu İstanbul sermayesi için hem de faiz lobisi için önemli. Hatta AK Parti&#8217;ye kadar olan dönemde Merkez Bankası Başkanlığı dahil pek çok kritik pozisyona TUSİAD onayı olmadan kimse atanmazdı. Hatta 2006 yılındaki Merkez Başkanlığı krizini hatırlayın. Hükümet kendi istediği ismi Merkez Başkanı yapamadı çünkü TUSİAD karşı çıktı. Onunla birlikte medya da karşı çıktı. Dönemin Cumhurbaşkanı da veto etti. AK Parti daha yeni kendi istediği atamayı yapabildi.</p>
<p><strong>Neden önemli böyle pozisyonlar?</strong></p>
<p><strong></strong>Bütçe yapmak için. Statükocu sermayenin faaliyet dışı gelirlerin artırarak sürdürebilmesi için. Devletten para kazanmak için. Bunun için bu statükocu sermayenin sadece bürokrasi de değil, siyasette de adamları vardı. Ve bunlar sayesinde bütçeyi kendi istedikleri biçimde dağıtıyorlardı. Bunun bir ayağı da askeri vesayetti. Şimdi askeri, bürokratik ve yargı vesayeti azalınca AK Parti ilk defa sivil ve halkın önceliklerine göre bütçe yapmaya başladı, halkın öncelikleri-eğitim, sağlık, alt yapı- öne çıktı. Kendine solcu diyen partilerden daha solcu bir bütçe ve sol politikalar izliyorlar. Halkın seçtiği insanlar halkın yararına bütçe yapmaya başladılar. AK Parti&#8217;ye yeminli düşmanlık da bu düzenin bozulması ile başladı. O yüzden AK Parti&#8217;nin yaptığı hiçbir şeyi beğenmiyorlar. AK Parti gitsin de nasıl giderse gitsine oynuyorlar. Terörün artmasında da, reytingimizin yükselmemesinde de faiz lobisinin ilişkisi var.</p>
<p></span></p>
<p><span><strong>YAYIN TARİHİ: 25.07.2011</strong></span></p>
<p><span><strong>SÜLEYMAN YAŞAR, YENİ ŞAFAK GAZETESİ</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/faiz-lobisinin-son-kozu-teror/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLİNEN MALUM DÜŞMAN VE SON TEHDİT&#8230;</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/bilinen-malum-dusman-ve-son-tehdit/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/bilinen-malum-dusman-ve-son-tehdit/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 09:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[DERİN DEVLET]]></category>
		<category><![CDATA[KASET SKANDALI]]></category>
		<category><![CDATA[KUMPAS]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP'YE DİZAYN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[KOD:51,12&#8230;Bırakın rol yapmayı&#8230;. Dostlar diyor ki kaset skandalını neden yazmıyorsun&#8230; Neyini yazalım ki, bilende sallıyor bilmeyende&#8230; Oturmuş komplo tutar oynuyorlar. Taa iki &#8211; üç ay evvel demiştik Bahçeli&#8217;nin tehdit edildiğini ve MHP üzerinde planlar yapıldığını&#8230;(Vefalı okur bunu defalarca  gördü yorumladı ama..anlamayanlar&#8230;) &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/bilinen-malum-dusman-ve-son-tehdit/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KOD:51,12&#8230;Bırakın rol yapmayı&#8230;.</p>
<hr />Dostlar diyor ki kaset skandalını neden yazmıyorsun&#8230;</p>
<p>Neyini yazalım ki, bilende sallıyor bilmeyende&#8230;</p>
<p>Oturmuş komplo tutar oynuyorlar.</p>
<p>Taa iki &#8211; üç ay evvel demiştik Bahçeli&#8217;nin tehdit edildiğini ve MHP üzerinde planlar yapıldığını&#8230;(Vefalı okur bunu defalarca  gördü yorumladı ama..anlamayanlar&#8230;)</p>
<p>Nasıl tehdit edildiğini istiyorsanız onu da yazayım ama neyi değiştirir, ne ifade eder ki&#8230;</p>
<p>MHP&#8217;li Bekir Aksoy&#8217;un kaseti bir kaç ay evvel çıktığında hiç kimse sormadı neden çıktı diye&#8230;</p>
<p>Durduk yere ismi cismi fazla bilinmeyen Aksoy&#8217;un kasetini çıkmasının sırrını kimse araştırmadı, sormadı&#8230;</p>
<p>Oysa Bahçeli&#8217;ye tehditlerden biri taa o zaman yapılmıştı&#8230;İstifa et denmişti, seçime az kaldı -bırak git denmişti&#8230;Lakin Bahçeli, 2005&#8242;ten sonra ikinci bir rest daha çekerek inmeyeceğini söyledi&#8230;</p>
<p>Kasetçi ekip işin ciddiyetini göstermek için Aksoy&#8217;un kasetini piyasa sürdü. Bahçeli kaseti fazla önemsemeyince arşivciler tarafından bir karar alındı;</p>
<p><strong>&#8221;Eğer seçimden sonra kasetleri servis edersek, Bahçeli ve ekibi yüzde 10&#8242;u geçtikten sonra yine istifa etmez. Kasetleri şimdi yayınlasak hepsinin istifasını alır, seçime doğru da yeni bir kadro ile gidebilir veya unutulur denilerek en ideal zamanının seçim öncesi olduğu kararını aldılar&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Ve gün geldi,kasetler servis edildi&#8230;</p>
<p><strong>Bir diğer ayrıntıda , ilk olarak iki isim servise verildi &#8211; sonra iki isim daha&#8230;Ve peşine 6 isim birden&#8230;Neden?</strong></p>
<p>Zamanında MHP düşmanı olan isimlerin veya solcu olduğu bilinen isimlerin veya Demirel severlerin olduğu bilinen isimlerin neden birden bire partiye döndüklerinin sırrı da işte burada saklıdır.</p>
<p>Zira aday belirleme sırası kaset meselesini tetikleyen ikinci bir neden olmuştur&#8230;Önde olması gereken isimlerin arkada kalması bir komplo değildir&#8230;.( Merak ediyorum bu emekli askerler &#8211; misal  Erdal Sarızeybek gibileri MHP&#8217;yi desteklemek için şimdiye kadar neyi bekliyordu? Neden birden bire MHP&#8217;li kesildiler&#8230;</p>
<p>Çok basit bir anlamlandırma daha yapalım&#8230; Zamanın da ASAM&#8217;ın başkanlığını yapan Özdağ&#8217;ın yönetim kurulundaki isimlerin bir çoğunun şimdi CHP&#8217;den aday olması kadar Özdağ&#8217;ın MHP&#8217;den aday olması da bir rastlantı olsa gerek&#8230;</p>
<p>Ayrıca Recai Yıldırım&#8217;ın kaseti çıktığı günün akşamı genel merkezin önünde araba da görüştüğü kişi ise Deniz Bölükbaşı idi&#8230;.Yıldırım darp edilince, Bölükbaşı ülkücü gençlere küfrederek genel merkeze doğru kaçanlardan biriydi.</p>
<p>İki kaset mağduru olan ismin ilk günün akşamının arabada buluşmaları, onların da tehdit edilip edilmediğinin çıplaklığını da açık bir şekilde ortaya koymakta&#8230;</p>
<p>Aslında burada  önemli olan mevzu meselenin kaset veçhesi değil&#8230;Projenin tamamı&#8230;</p>
<p>Son kasette vekil kadının evine gidiyor, para veriyor. Yani çocuğu ile yaşayan kadının evinden iş başlıyor.</p>
<p>Diğer kasetlerin birinde de özel bir evin tutulduğu ve sürekli olarak oraya gidildiği gözleniyor&#8230;Bir diğerinde de adamın kendi evinde olduğu ve kadınların oraya gidilip geldiği gerçeği&#8230;</p>
<p>Yani işin içerisinde sadece kaset yerleştirme meselesi yok. Görev verilmiş kadınlardan başlıyor mesele&#8230;</p>
<p>Aynı organizasyonun TSK üzerinde kurulduğunu ve yaklaşık olarak 250 üst düzey askerin arşivlendiğini de iddianameden belgeleri ile okumuştuk.</p>
<p>Şimdi siz yıllarca birilerinin girip çıktığı yerleri takip edeceksiniz, sonra o kasetleri arşivleyeceksiniz..İçinden birisini seçip yayınlayacaksınız ve sonrada acaba hangi komplo gerçek diye yazı tura oynayacaksınız..Bırakalım bu işleri beyler&#8230;.</p>
<p>Oyun o kadar büyük değil ama plan orjinal.</p>
<p>Zira meselenin bütünü önemli.</p>
<p><strong>İlk olarak KPSS skandalı,</strong></p>
<p><strong>Ardından YGS şifre skandalı,</strong></p>
<p><strong>Peşine Karadeniz de PKK saldırısı ve süren sokak gösterileri&#8230;</strong></p>
<p><strong>Ve son olarak da MHP&#8217;nin kasetlerinin ortaya saçılması&#8230;</strong></p>
<p>Akli ve mantıki özelliğini kaybetmemiş bir ruh kör değilse, Aksoy&#8217;un çıktığı kasetin ardından ve daha önceki Bahçeli&#8217;yi indirme planına kadar meseleye sırları ile birlikte bütüncül bakarsa ihtimal gerçeği görecektir&#8230;</p>
<p>Gerçi  &#8217;insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar&#8217; sırrınca birileri gerçeği hiç bir zaman görmeyeceklerdir, o ayrı&#8230;.</p>
<p>KPSS skandalından sonra gerçek suçlu ortaya çıkmadı, üstü örtüldü. Ancak YGS şifre skandalında kendilerini ele verdiler&#8230;</p>
<p>Sınavdan sonra, sınavda şifre uygulandığı söyleyen ilk isim kimdi ve sonradan bu isimden neden ses çıkmadı?</p>
<p>Burada dikkat edilmesi gereken konu şifre skandalını ilk olarak açıklayanlar değil&#8230;Diğerleri&#8230;(Bu işin içerisinde &#8221;siyasi bir BAŞ, komünist ve Silivri&#8217;den siyasi bir ekip var mı- yok mu?)</p>
<p>O ilk kişinin bağlantıları ve kimlerle oturup kalktığı insanlar kimlerdir? Hangi partilerle veya partililerle ilişkisi vardır? Ve&#8230;diğer sorular&#8230;.</p>
<p>Evet <strong>&#8221;dünyada a&#8217;ma olan ahirette de a&#8217;ma olur&#8221;</strong> hakikatince hiçbir şey göründüğü gibi değil ve gerçekler her zaman saklı kalmıyor, kalmayacak&#8230;</p>
<p>Dedik ya 21.yy hakikat çağı diye&#8230;Hakikatler birer birer ortaya çıkacak&#8230;</p>
<p><strong>Kasetlerin arkasında kimin olduğu ise merak edilmesin kısa bir zaman sonra ortaya çıkacaktır&#8230;Zira Allah&#8217;ın kullarından ehil biri bunu biliyorsa elbet asil Türk milleti de öğrenecektir&#8230;</strong></p>
<p>Gerçi o güne kadar hedef hep saptırılacaktır -ki bu da normaldir.</p>
<p><strong>Düşünce latifelerini öldürmüş olanların hakikati görmeleri mümkün değildir&#8230;Malum her nefis ölümü tadacaktır derken, nefsin öldüğünü söylemiyor..Yani ölümün ölen değil, tadılan bir hakikat olduğundan bahsediyor.</strong></p>
<p>Beden ölmesine rağmen, nefis ölmeden tad alarak boyut değiştiriyor. Gittiği yerde manada götürdükleri ile yaşıyor..Eğer ölmeden önce ölmemiş ve uykudan uyanamamışsa, yani dünyada nefsini tanıyamamışsa- kıyamete dek uyumaya devam edecek, kıyametten sonra ebedlere kadar da gaflet içerisinden kurtulamayacaklardır&#8230;</p>
<p>Umarım seçim sonrasında partinin başına düşünülen isim lider olarak Türk milliyetçilerinin huzuruna çıkarılmaz&#8230;Zira asıl problem ondan sonra başlar&#8230;Bahçeli&#8217;nin gitmesi için el çırpanlar &#8216;o&#8217; isim geldikten sonra keşke kalsaydı demekten de kendilerini alamayacaklardır&#8230;</p>
<p>NOT: Yakında bazı kasetlerle birlikte gizli bir dosyanın daha ortaya çıkarılacağı yönünde iddialar var&#8230;Dilerim ismi geçen o şahıslarında kaset ve gizli bağlantıları ortaya çıkmaz..Zira bu kez sadece MHP değil, diğerleri de karışacak&#8230;</p>
<p>***</p>
<p><strong>YAKIŞTIMI MUHAMMED ADNAN HOCAM&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Türk &#8211; İslam davasına hizmet eden her insana karşı vefayı bir borç bilir, elimizden geldiğince de sahip çıkmaya çalışırız&#8230;</p>
<p>Zira ben yokum &#8221;HU&#8221; var&#8230;&#8221;HU&#8221;nun olduğu yerde şeriat, şeriatın olduğu yerde de hakikat vardır&#8230;Marifet ufkuna ulaşmış bir ruh için de kainata avuç içinden bakar gibi hareket etmek düşer.</p>
<p>Yani &#8216;o&#8217; gerçeğin taa kendisidir&#8230;.</p>
<p>Geçen haftaki yazımdan sonra Muhammed Adnan Hoca&#8217;nın (<strong>Muhammed lakabını ben değil müridleri takmış)</strong> tayfası birden harekete geçerek 5-6 aynı IP numarasından benzer mail ve yorumlarla saldırarak hocalarını savunmaya geçtiler&#8230;</p>
<p>O akşam da TV&#8217;deki programında  sarışın,esmer ve zenci kızları karşısına alan Oktar efendi, bizi Deccal ilan ederek kendisine olan eleştirilerimizi de Mehdi&#8217;yete saldırı olarak algılayıp, bizi bir imansız etmediği kaldı&#8230;Yetmedi bazı negatif ima yollu göndermelerde de bulundu&#8230;</p>
<p>Açıkçası geçen haftaki yazımızda Oktar&#8217;ı eleştirirken ne bir düşmanlık mülahazamız vardı nede zerre kadar art niyet taşıyorduk&#8230;</p>
<p>Bugüne kadar söylemiş, yazmış olduğu bir çok hatalı hareket ve yazılara -sırf İslam davasına faydası olduğunu düşündüğümüz için susmuş, ses çıkarmamıştık- ancak  son dönemde giderek aşırıya kaçan hareketlerini gördükten sonra usul yollu uyarmak istedik..Zira her Müslüman gördüğü yanlışa &#8211; kalp,dil, buğz- kapsamında müdahale etmelidir&#8230;</p>
<p>Mesele Mesih-Mehdiyet meselesi olduğu için ve onun da uzmanlık alanı olduğunu düşündüğümüzden dolayı- kendisini ehil olarak gördüğümüz den ötürü de-  üstü örtülü olarak bazı hakikatleri görmesini istedik..Ama yine aynı şeylerden bahsedip duruyor&#8230;Yine bize hadis ve ayetten soruyor..</p>
<p>Biz diyoruz bazı hadisler sırr-ı hakikat&#8230;Bazı işaretler marifet ufkunda olan velilerin bileceği bir mesele&#8230;Bunu avam anlamaz sen anla diyoruz..O ise bende mehdi benzerlikleri var diyerek hava yapıyor&#8230;Ayıptır&#8230;</p>
<p>Ayrıca Türk-İslam birliği deyip duruyor&#8230;Bir aldatmaca da bu&#8230;</p>
<p>Bu konunun detayına girersek burada yer kalmaz&#8230;Ancak&#8230;</p>
<p>Bari hakikatten bahsediyorlar, hiç değilse hakikat ufkundan olaylara bakmayı da deneseler.</p>
<p>Osmanlı bile elinde imkanı varken bu birliği kurmayı düşünmedi..Zira mana aleminde İslam&#8217;ın liderliğine giden yol bu güzergahtan geçmiyor&#8230;Bundan dolayıdır ki, veli makamında oturan Hazreti Ekber-i Sultan 2.Abdulhamit &#8211; her şeye rağmen o önemli görevi Osmanlı&#8217;nın yanında olan Karabekir&#8217;e değil de M.Kemal&#8217;e vermiştir- Üstelim malum adamın yapacağı inkılapları bile bile&#8230;Neden mi?&#8230;(Gerçek tarih açıklandığında her şeye daha net anlaşılacak..Az sabır&#8230;)</p>
<p><strong>Zira yakın gelecekte Allah&#8217;ın izniyle dünyayı Türk devleti yönetecektir&#8230;BM&#8217;de bizim parmağımızın işaretine bakacaklar, İslam bayrağı Hıristiyanların önüne geçecek ve dünyada İslam&#8217;ın bayrağının dalgalandığı bir altın çağ yaşanacaktır&#8230;( Yıllardır yazdığımız bir hakikat&#8230;)</strong></p>
<p>Ancak bunun yapılabilmesi için Türk-İslam birliğinin değil çok daha farklı bir stratejinin izlenmesi gerekmektedir&#8230;Dönem eski dönem değil, çağ eski çağ değil&#8230;</p>
<p>Üstelik Osmanlı&#8217;dan bugüne Türk-İslam birliğine dair en ufak bir strateji yoktur..Çünkü buna ne siyasi ne sosyolojik nede manevi işaretler izin vermektedir&#8230;(Ey Mehdi&#8217;ye benzeyen  Muhammed Adnan hoca, yoksa o marifet ufkundan manevi işaretleri hala göremedin mi?)</p>
<p>Evet, dünyanın liderliğinin ele geçirilebilmesi için -yol- <strong>iki yerde olmak değil-</strong> her yerde olmaktan geçer&#8230;Bir tarafın birliği olarak her yerde söz geçiremez, lider olamazsınız&#8230;</p>
<p>O yüzden şuan da geleceğin lider ülkesinin haritasını çizen akil adamlar ne AB ne de herhangi birliğe göre strateji çiziyor&#8230; Yine Mehdi ve Mesih&#8217;iyetin vazifesi de Türk -İslam birliğinde değil çok daha farklı bir strateji üzerine kurulu.</p>
<p>Neyse uzatmayalım  Mehdiye benzerlikleri olan Muhammed Adnan HOCAM&#8230;</p>
<p>Nasıl olsa ne sen nede müritlerin bu yazıyı da anlamayacak..Yalnız şunu söyleyeyim, eğer mana alemi ile bir irtibatın varsa -ihtimal- ne demek istediğimizi anlayacaksın..(Gerçekler acı olsa da, itiraf edemesen de anlayacaksın&#8230;)</p>
<p>Bu arada madem ehil olduğunu söylüyorsun o zaman cevap ver;</p>
<p>&#8221;BİR&#8221;in içindeki hakikat nedir?</p>
<p>(Bu arada müridleri programda bizim ismimizin sahte olduğunu söyleyerek bir iftira daha attı&#8230;.Bu iftiradan dolayı onlara Allah&#8217;a havale ediyorum..)</p>
<p>***</p>
<p>BAŞBAKAN 8 AY SONRA BİZİ NEDEN DOĞRULADI&#8230;</p>
<p>8 ay önce &#8216;Başbakan&#8217;a MGK&#8217;da suikast&#8217;  başlıklı bir yazı kaleme almıştık&#8230;Yazıyı koyduğumuz gecenin sabahında Başbakanlık&#8217;tan acilen tekzip gelmiş, haberimiz yalanlanmıştı&#8230;</p>
<p>Aradan 8 ay geçti. Geçen hafta bu kez SABAH gazetesi aynı iddiayı gündeme getirdi..Ve farklı isimle, aynı şekilde&#8230;</p>
<p>Bir haftadır bekliyorum ne zaman yalanlanacak diye&#8230;Tık yok&#8230;</p>
<p>Şimdi buradan sormak istiyorum&#8230;Eğer o haberimiz doğru ise biz neden yalanlandık&#8230;Yok yalan ise 1 hafta geçmesine rağmen SABAH&#8217;a neden yalanlama gitmedi&#8230;?</p>
<p>Neyse uzatmayalım&#8230;</p>
<p>Evet, gerçekler hiç bir zaman saklanamıyor;</p>
<p>1- 8 ay önce yazmış olduğumuz MGK suikastının doğruluğu  bu şekilde ispatlanmış oldu&#8230;</p>
<p>2-İki hafta önce yazmış olduğumuz  -geçen yıl Başbuğ ile Hakkari ziyaretindeki suikast&#8217;ta- henüz yalanlanmadı&#8230;</p>
<p>Sonuç: geçelim&#8230;</p>
<p><a href="mailto:raufatillapolat@hotmail.com">raufatillapolat@hotmail.com</a></p>
<p>RAUF ATİLLA POLAT, HABER X, 23.05.2011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/bilinen-malum-dusman-ve-son-tehdit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapatılan Cami Avlusunda Kesik Başlar Sergilendi</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/kapatilan-cami-avlusunda-kesik-baslar-sergilendi/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/kapatilan-cami-avlusunda-kesik-baslar-sergilendi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 06:27:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçekler Su Yüzüne Çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapatılan Camiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Parti Dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=338</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün elinize bir gazete aldığınızı ve ilk sayfada şöyle bir haber okuduğunuzu varsayın: &#8220;Diyanet İşleri Başkanı, İstanbul&#8217;da gereksiz camilerin kapatılacağını açıkladı.&#8221; Ne düşünürdünüz? Üstelik her biri tarihî birer eser olan bu camilerin kapatılmasının ardından satılması, gerekirse minarelerinin yıktırılarak ocak &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/kapatilan-cami-avlusunda-kesik-baslar-sergilendi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün elinize bir gazete aldığınızı ve ilk sayfada şöyle bir haber okuduğunuzu varsayın: &#8220;Diyanet İşleri Başkanı, İstanbul&#8217;da gereksiz camilerin kapatılacağını açıkladı.&#8221; Ne düşünürdünüz? Üstelik her biri tarihî birer eser olan bu camilerin kapatılmasının ardından satılması, gerekirse minarelerinin yıktırılarak ocak bucak teşkilatlarına kiralanması ve daha ötesi, yıktırılarak yok edilmesi ve arsasının birilerine peşkeş çekilmesi gündeme gelmiştir.</p>
<p>Yukarıdaki haberin aslını &#8220;Akşam&#8221; gazetesinin 29 Haziran 1927 tarihli nüshasından okuyalım (dilini sadeleştirdim):</p>
<p>&#8220;İstanbul&#8217;da mevcut işe yaramayan ve cemaatsizlik yüzünden daima boş kalan bazı camilerin kapatılarak bütçeye tasarruf sağlanması uygun bulunmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;ndan İstanbul Müftülüğü&#8217;ne yapılan tebligata göre bu hususta incelemeler yapılarak camilerin tasnif edilmesi gerektiği emredilmiştir. Bilindiği üzere İstanbul&#8217;da yüzlerce cami ve mescid mevcuttur. Bazen bir mahalleye 5-6 cami isabet etmekte ve bu camilerin yanında da birçok mescidlere tesadüf olunmaktadır. Camilerin birçoklarının böyle cemaatsiz açılıp kapandıkları öğrenilmiştir. Bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı özellikle bütçede tasarruf maksadıyla bu tür camilerin kapatılmasını emretmiştir.&#8221;</p>
<p>Böylece 1927&#8242;yi takip eden 23 yılda yüzlerce cami ibadete kapatılmıştı. Hatta II. Dünya Savaşı bahane edilerek devlet camilere el koyacak ve askeriyenin emrine verecektir. Kimisi buğday deposu olarak, kimisi asker alma dairesi, kimisi de askeriyenin atları için ahır olarak kullanılacaktır.</p>
<p>Başbakan Erdoğan, konuşmasında 4 Mart 1949 tarihli Bakanlar Kurulu kararında &#8220;Bolu&#8217;daki Karakadı Camii&#8217;nin bakım ve onarım giderleri devlet bütçesinden karşılanmak şartıyla kitaplık olarak kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na devrinin kararlaştırıldığının&#8221; yazılı olduğunu söylemiş, &#8220;Böylece CHP&#8217;nin camileri kapattığı, camilerin ahır olarak kullanıldığı belgelenmiştir.&#8221; demişti. Yara bir tane değil ki.</p>
<p>Çocukluğum Bursa&#8217;da geçti. Heykel&#8217;de, Kafkas Pastanesi&#8217;nin az yukarısındaki Karaşeyh Camii hayatımda tanıdığım ilk çocuk kütüphanesiydi. Tek Parti devrinde Bursa&#8217;da kapatılan ve ev, dükkan, depo vs. yapılan camileri öğrenmek isteyenler Kâzım Baykal&#8217;ın &#8220;Bursa ve Anıtları&#8221; adlı eserine bakabilirler. Heykel Meydanı&#8217;nda bulunan sapasağlam Sarı Cami&#8217;nin 1939&#8242;da &#8220;kör kazma&#8221;yla yıktırılışının hazin hikâyesini günün birinde anlatırım nasipse.</p>
<p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2011/05/22/armagan01.jpg" alt="" /></p>
<p><em>Bursa&#8217;da 1939&#8242;lara kadar ayakta duran Sarı Abdullah Camii&#8217;nin yıkılmadan önceki bir fotoğrafı. Acaba birileri Cumhuriyet&#8217;le özdeşleşen bir meydanda Osmanlı kokan bir caminin varlığından rahatsız mı oldu?</em></p>
<p>Bu arada halkımızın camiler kapanmasın diye nasıl canla başla çabaladığını şu örnekten daha vurucu bir şekilde ortaya koyamazdım herhalde: Torunu Gürbüz Işık&#8217;ın verdiği bilgiye göre Bulgaristan muhacirlerinden Hafız Ahmed adlı imam, emekli olduktan sonra sırf camiler kapanmasın diye Bursa&#8217;daki Bitpazarı ve Davutkadı camilerinde birden fahri imamlık görevini üstlenmiş ve ölene kadar da bunun için koşturup durmuştu. O devirde imamların, camileri kadro dışı bırakılıp kapatılmasın diye tanıdıklarına haber göndererek ara sıra da olsa camiye gelmelerini rica ettiklerini bilenler biliyor.</p>
<p>İstanbul, Bursa tamam da, Anadolu&#8217;nun diğer şehirlerindeki durumdan da biraz bahsetseniz, dediğinizi duyar gibi oldum. Anadolu zaten büyük bir yaradır ki, hâlâ kanar içimizde.</p>
<p>Kendisi halen Elazığ&#8217;da yaşayan yaşlı bir hocaefendi (ismi bende mahfuz) ile yaptığımız özel bir sohbette anlattıkları birer belge değerindedir. Sohbetimizin bir yerinde şu dehşet verici hatıralarını yeniden yaşarcasına anlatmıştı:</p>
<p>&#8220;1942&#8242;de Kayseri&#8217;de okuyordum. Bizi silah altına alıp Çukur Cami&#8217;ye sevk ettiler. O camide tam 7 gece yattık. Oradan İstanbul&#8217;a sevk ettiler. İstanbul&#8217;da nerede kaldık, biliyor musun? Sultanahmet Camii&#8217;nde. Camileri at ahırı, ambar, depo dahi yaptılar. Hepsi askeriyenin işgali altındaydı. Diyarbakır&#8217;da bir Ulucami vardır. İnönü devriydi, Ramazan&#8217;dan önce içerisine beş on tane sandık attılar, ambar diye kapattılar. Millet çok müracaat etti, &#8220;Nerede namaz kılalım?&#8221; dediler. Gelen cevap, &#8220;Evlerinde kılsınlar.&#8221; oldu.</p>
<p>Hangi birini söyleyeyim evladım, hangi birini söyleyeyim! Diyarbakır&#8217;da bir gün kalkıyor ki halk, Dağkapısı&#8217;ndan Mardinkapısı&#8217;na kadar hep idam sehpaları kurulmuş. O insanlar Diyarbakır ve havalisinin ilim adamları, şeyhleri, alimleri&#8230;</p>
<p>Böyle bir sahneyi ben gözlerimle gördüm. Biz Haniliyiz, bir gün dellal çağırdı: 14 eşkıya yakalanmış, başları kesilmiş, jandarmaların süngülerinde getirilip Ulucami&#8217;nin cağlarına (demirlerine) asacaklar. Hani halkı toplandı. Caminin önünde bekliyoruz. O zamanlar 8-10 yaşlarında bir çocuğum. Hakikaten 14 jandarma geldi. Süngülerinde kesilmiş birer insan başı. Getirdiler, caminin cağlarına taktılar. Millet dehşet içinde seyrediyor. Yanımda da iki kişi konuşuyor. Birisi &#8220;Ne eşkıyası yahu?&#8221; dedi, &#8220;Şu baş filan alimin, şu baş filan şeyhin, şu filan memleketin ağası, şu filan diyarın meşhur insanı&#8230;&#8221; Meğer hepsini tanıyorlarmış.&#8221;</p>
<p>Anlaşılan, cami avluları o zaman halkı tehdit etmek için kullanılıyormuş. &#8220;Peki camileri yeniden kim açtı?&#8221; diye soruyoruz kendisine. Cevabı tereddütsüz &#8220;rahmetli Menderes&#8221; oluyor. &#8220;Müslüman insandı Menderes. Dine hizmet etmek isteyen bir insandı. Onun için idam ettiler ya zaten.&#8221;</p>
<p>Ya 1935&#8242;te Muş&#8217;ta dinamitle havaya uçurulan Murad Paşa Camii? Görgü tanığı Sıddık Çeşmidil yıllar önce &#8220;Sebil&#8221; dergisine şöyle yazmış hatırasını (12 Mart 1976): &#8220;Dellal yarım saat sonra caminin yıkılacağını haber verdi. Dinamitlenen minarenin, ekseni etrafında son zikrini yaparcasına daireler çizerek cami harabesinin üzerine uzanışını elemle, biraz da utanarak seyrediyorduk.&#8221;</p>
<p>Hangi birini anlatayım sevgili okur, hangi birini anlatayım?</p>
<p>MUSTAFA ARMAĞAN, ZAMAN GAZETESİ, 22 MAYIS 2011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/kapatilan-cami-avlusunda-kesik-baslar-sergilendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demirel iyi film çevirmiş</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/demirel-iyi-film-cevirmis/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/demirel-iyi-film-cevirmis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 May 2011 04:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[SABAH’tan Mahmut Övür yazdı, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in CHP’de seçilecek konumda 14 adayı varmış. Merkez Sağ’ın uzun yıllar tartışmasız ismi olan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanlığı sürecinde devletçi bir role bürünmüş ve darbeyi önleme adına demokrasiyi boğma sürecine liderlik etmişti. Aslında Demirel’in &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/demirel-iyi-film-cevirmis/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SABAH’tan Mahmut Övür yazdı, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in CHP’de seçilecek konumda 14 adayı varmış. Merkez Sağ’ın uzun yıllar tartışmasız ismi olan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanlığı sürecinde devletçi bir role bürünmüş ve darbeyi önleme adına demokrasiyi boğma sürecine liderlik etmişti.</p>
<p>Aslında Demirel’in bu rolünü Wikileaks belgelerindeki Derin Devlet analizi ile birlikte okumak gerekir.</p>
<p>Amerikalı yetkililer, Türkiye gözlemleri sonucu Derin Devlet’in bir analizini yapmış ve bu kurumun başında Cumhurbaşkanı’nın olduğunu belirtmişti.</p>
<p>Demirel, Çankaya’ya çıktıktan kısa bir süre sonra halkla ilişkisini koparmış ve Derin Devlet’in kendisine verdiği rolü büyük bir mutlulukla kabul etmişti.</p>
<p>O dönemde çevirdiği filmler demokrasi tarihine geçecek niteliktedir aslında.</p>
<p>DYP’li milletvekillerinin istifa sürecinde Oscar alacak bir yönetmen kimliğinde görürüz Demirel’den.</p>
<p>Emekli olduktan sonra da bu işlevini sürdürmüştür Demirel çünkü Derin Devlet’ten emekli olunmaz.</p>
<p>Bu bilgiler ışığında bakınca, Demirel’in CHP listelerinde bu kadar önemli bir rol oynamasını sadece bir şeyle açıklayabiliriz; Deniz Baykal’ın gidip Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelişindeki filmdeki müthiş yönetmenliği.</p>
<p>Hiçbir parti lideri ya da kendisine parti lideri diyen birinin emekli bir siyasetçiye bu kadar teslim olması başka türlü açıklanamaz.</p>
<p>İlk günden beri söylüyorum, Baykal’ın devrilip Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğine getirilmesi bir operasyondur.</p>
<p>Operasyonu hayata geçirenler aday listelerinin belirlenmesinde de kaçınılmaz biçimde söz sahibi olmuştur.</p>
<p>Demirel’in listelere girmesinde etkili olduğu, kefil olduğu adayların kimliğine baktığımızda bu ilişkiyi gerçek yüzüyle görebiliriz.</p>
<p>İşin acı yanı, Demirel’in Deniz Gezmiş’lerin idamındaki rolünü yıllarca kınayan insanların bugün Derin Devlet için oynadığı role alkış tutuyor olması.</p>
<p>O zaman da aynı yönetmendi, bugün de aynı.</p>
<p>Sadece alkışlayanları değişti.</p>
<p>ERGUN BABAHAN, SABAH GAZETESİ, 10 MAYIS 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/demirel-iyi-film-cevirmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hacivat&#8217;ın kim olduğunu Müjdat Gezen biliyor mu?</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/hacivatin-kim-oldugunu-mujdat-gezen-biliyor-mu/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/hacivatin-kim-oldugunu-mujdat-gezen-biliyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 04:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıvat]]></category>
		<category><![CDATA[Kaybedenler]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdat Gezen]]></category>
		<category><![CDATA[Son Çırpınışlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar komikti ama artık gülünçleşti Müjdat Gezen. Delidir, ne yapsa yeridir, kıvamına geldi. Benim uydurmam değil bu delilik konusu. Müjdat Gezen, &#8220;Galiba Ben Sanatçıyım&#8221; adlı anı kitabında anlatıyor. (Can Yayınları) Gezen&#8217;in çok saydığı, sevdiği, fırsat buldukça sözlerinden alıntılar yaptığı Aziz Nesin, bakın &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/hacivatin-kim-oldugunu-mujdat-gezen-biliyor-mu/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar komikti ama artık gülünçleşti <strong>Müjdat Gezen</strong>. Delidir, ne yapsa yeridir, kıvamına geldi.<br />
Benim uydurmam değil bu delilik konusu. Müjdat Gezen, <strong>&#8220;Galiba Ben Sanatçıyım&#8221; </strong>adlı anı kitabında anlatıyor. (Can Yayınları)<br />
Gezen&#8217;in çok saydığı, sevdiği, fırsat buldukça sözlerinden alıntılar yaptığı <strong>Aziz Nesin</strong>, bakın onun hakkında neler yazmış:<br />
&#8220;(&#8230;) üstüne üstlük Müjdat hastadır. Hastalık da meslek mi, meslekten mi sayılıyor, demeyin. Çünkü hastalık, Müjdat&#8217;ta meslek olmuştur ve Müjdat profesyonel hastadır. (&#8230;)<br />
&#8220;Müjdat&#8217;ın hastalık hastası olduğunu herkes bilir. Zaten o da herkes bilsin diye, bile isteye, yani gönüllü olarak hastalık hastası olmuştur. Bu yüzden kendisini,<strong>&#8216;<em>Benim Delilerim</em>&#8216; </strong>adlı kitabıma almadım diye bana gücenmiştir. <strong>&#8216;<em>Müjdatçığım, seni sıradan deliler arasına sokmak istemedim. Seni ayrı, büyük bir kitapta anlatabilirim ancak&#8230;</em>&#8216; </strong>diye zorla avuttum. (&#8230;)<br />
&#8220;Ne demişler: İnsana kırk kez deli dersen, delirirmiş. Bu söz doğru da, deliye kırk kez akıllı desen akıllanmıyor. Ben Müjdat&#8217;a kırk kez değil, dört yüz kez akıllısın, dedim, ama o<strong> &#8216;<em>Hayır, ben hastayım</em>&#8216; </strong>diyor da başka bir şey demiyor.&#8221; (s. 127)<br />
***</p>
<p>Gezen, Aziz Nesin&#8217;in en çok, <strong>&#8220;<em>Türk milletinin yüzde 60&#8242;ı aptaldır</em></strong>&#8221; lafını sever.<br />
Örneğin geçen <strong>12 Eylül</strong>&#8216;deki referandumda<strong> </strong>&#8220;<em>Evet</em>&#8221; oyları <strong>yüzde 58</strong>, &#8220;<em>Hayır</em>&#8221; oyları ise <strong>yüzde 42 </strong>çıktı ya&#8230; Gezen hemen o lafı hatırlattı.<br />
Yalnız değerli sanatçı bir noktayı atlıyor. Her alanda olduğu gibi zekâ konusunda da ilerliyor millet. Ee, haliyle istatistikler, oranlar, veriler de değişiyor.<br />
Referandum sonuçlarının da gösterdiği gibi, milletin bir zamanlar yüzde 40 olan akıllılık oranı, yüzde 58&#8242;e çıkmış durumda.<br />
***<br />
Gezen bu kez yumurtayı <strong>Bursa</strong>&#8216;da çatlatmış:<br />
&#8220;Türk halkına sorun: <strong>Karagöz</strong>&#8216;ü mü, yoksa <strong>Hacivat</strong>&#8216;ı mı daha çok seversin? Kesin Karagöz çıkar. Karagöz kırodur, kabadır. Halkımız çok okuyan insanları sevmez. Bense Hacivatçıyım.&#8221;<br />
Bazı yayınlar bu sözleri, <strong>&#8220;</strong><strong><em>Gezen yine millete hakaret etti</em>&#8220;</strong> diye sunmuş.<br />
Bence abartmışlar. Sanatçının dediği doğru: Gölge oyununda komik olan, seyirciyi güldüren Karagöz&#8217;dür. Hacivat ise ancak gülünçtür.<br />
Halk niye gülünç olanı sevsin ki? Elbette kendisini mutlu eden Karagöz&#8217;ü sevecek.<br />
Her ne kadar ikili olsalar da, esas oğlan Karagöz&#8217;dür. <strong>&#8220;Karagöz Oyunu&#8221; </strong>deriz mesela, &#8220;Hacivat Oyunu&#8221; demeyiz. İnternetteki sitenin adı da <strong>&#8220;karagoz.net&#8221; </strong>zaten&#8230;<br />
***</p>
<p>Yalnız bir noktada yanılıyor sanatçı: Bu halk eğitimin önemini gayet iyi anlamıştır.<br />
Çünkü cumhuriyetin kuruluşundan beri okumuş-yazmış, eğitimli, aydın zümre tarafından itilip kakılmıştır.<br />
Bu sebeple dişinden tırnağından artırarak çocuğunu okutmaya çalışmış; &#8220;Ben okumadım ezildim, bari sen ezilme&#8230;&#8221; demiştir.<br />
Kabalığına gelince&#8230; Doğrudur: Karagöz kabadır. Öyle de olmak zorundadır.<br />
Çünkü Hacivat takımı gibi arkasında ordu gücü yoktur. Mecburen bazen hakkını pazısını kullanarak aramak zorunda kalır.<strong>&#8220;</strong><strong><em>Sen seni bil sen seni&#8230; Sen seni bilmezsen patlatırlar enseni</em></strong>.&#8221;<br />
Bu da onu zor duruma sokar çünkü kanunlar, <strong>&#8220;Hacivat ve şürekâsı&#8221; </strong>tarafından yazılmaktadır.<br />
***<br />
<strong>Not: </strong>Müjdat Gezen&#8217;in öykündüğü, <strong>&#8220;</strong><strong><em>çok okuyan</em></strong>&#8221; diyerek övdüğü Hacivat acaba nasıl bir kişilik? <strong>Türk Dil Kurumu Sözlüğü </strong>onu şöyle betimliyor:<br />
&#8220;Herkesin huyuna suyuna giderek işini yürüten, <em>içten pazarlıklı</em>, ölçülü, <em>her kalıba girebilen</em>, çıkarı için olan biteni görmezlikten gelebilen tip. Biraz &#8216;mürekkep yaladığı&#8217; için yarım yamalak da olsa biraz şundan biraz bundan haberi olan bir<em>yarı aydın </em>tipi. Görgü kurallarına uyar ama içten değildir. Kurulu düzenin temsilcisi, çıkarı olanın borusunu öttüren, tam anlamıyla &#8216;<em>oportünist</em>&#8216; olan bir kişiliği vardır.&#8221;<br />
<strong>Ben demiyorum, kitap diyor!</strong></p>
<p><strong>EMRE AKÖZ, SABAH GAZETESİ, 09 MAYIS 2010</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/hacivatin-kim-oldugunu-mujdat-gezen-biliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÖRÜNTÜ YASAK:HEDEF &#8220;KAN&#8221;</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/goruntu-yasakhedef-kan/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/goruntu-yasakhedef-kan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 19:14:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dış Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Obama]]></category>
		<category><![CDATA[pkk saldırısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye- İsrail kapışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[GÖRÜNTÜ YASAK: HEDEF &#8221;KAN&#8221; Rauf Atilla Polat rapolat@haberx.com 06.05.2011 00:51 Kandan-irinden deryaları geçmeden&#8230; &#8221;Daha erken bekliyorduk&#8221; diyordu sözün sahibi. Olayı tek başına değil, bir bütün içinde değerlendirmeli. CIA başkan&#8217;ın ülkemize gelişi 3 ana başlık için geçerliydi. Suriye,PKK ve İsrail. Ayrıca sormak &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/goruntu-yasakhedef-kan/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖRÜNTÜ YASAK: HEDEF &#8221;KAN&#8221;</strong></span><br />
Rauf Atilla Polat <a href="mailto:rapolat@haberx.com">rapolat@haberx.com</a><br />
<a href="http://www.addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;username=xa-4b6fe8161a0b6dad"></a><br />
06.05.2011 00:51<br />
Kandan-irinden deryaları geçmeden&#8230;</p>
<hr />&#8221;Daha erken bekliyorduk&#8221; diyordu sözün sahibi.</p>
<p>Olayı tek başına değil, bir bütün içinde değerlendirmeli. CIA başkan&#8217;ın ülkemize gelişi 3 ana başlık için geçerliydi.</p>
<p>Suriye,PKK ve İsrail.</p>
<p>Ayrıca sormak lazım &#8221;<strong>Ladin&#8217;in daha önceden öldürüldüğünü ve açıklama yapılacağını Türk yetkililere bildirmiş miydi CIA başkanı..</strong>.&#8221;</p>
<p>Neden şimdi demeden&#8230;</p>
<p>Hatırlıyormusun diğer Karadeniz saldırısından sonrada PKK&#8217;lılar bulunamamıştı&#8230;Tıpkı İskenderun&#8217;daki gibi&#8230;</p>
<p>Koskoca Türk İstihbaratı&#8217;nın gücü mü yok? Ya da dünya karşısında bizi bu kadar aciz duruma düşürerek mesaj mı verilmek istendi?</p>
<p>Ne gariptir ki, Evren&#8217;in yargılanacağı haber oluyor, Ladin öldürülüyor, Suriye karışıklık içinde ve seçimler geliyor ve Anadolu&#8217;nun göbeğinde hedefte <strong>Türk POLİSİ..</strong></p>
<p>Peş peşe askere değil de polise saldırmaktaki amacın arkasında ne vardı acaba&#8230;diyordu&#8230;</p>
<p><strong>Polis tokatlanıyor, şapkası alınıyor- PKK yandaşı vekiller tarafından hakaret ediliyor, güneydoğuda hainlerin saldırısına uğruyor ama askere dokunulmuyor&#8230; Neden?</strong></p>
<p>Aslında olaylar göründüğü kadar karmaşık değil&#8230; diyordu sözün sahibi&#8230;</p>
<p>İsrail her zaman ki gibi devrede diyordu&#8230;</p>
<p>Yakalanan ajanın anlattıkları CIA başkanının kulağına çalındığı gibi ABD -Türkiye işbirliği de aslında devreye girmiş durumda. İsrail bu seçimlerin ardından aynı iktidarın tekrar gelmesini IRAK ve Ortadoğu politikası açısından istemiyor.</p>
<p>Eğer yeni Anayasa yapılır ve Kürt sorununda büyük bir adım atılırsa Kuzey Irak ve ona bağlı olarak da, Irak ve Ortadoğu&#8217;da yavaş yavaş İsrail&#8217;in etkisi azalacak&#8230;</p>
<p>Bu da 2015&#8242;e yakın İsrail ve Türkiye&#8217;nin karşı karşıya gelmesi demektir ki -Obama&#8217;nın RTE ile aynı düşüncede olması- İsrail&#8217;e ters bir durum oluşturuyor&#8230;</p>
<p>Şuan da ABD&#8217;deki küçük ama güçlü bir lobinin İsrail&#8217;i tercih edip Türkiye&#8217;yi dışlayan politikasına karşı. İkisini beraber idare etmeliyiz diyor. İsrail ise AKP iktidarın istemediğini söylüyor ve bunun için kaos ve kan diyor.</p>
<p>Buna bir nebze de olsa ABD engel olmak istese de NEO&#8217;lara söz geçiremiyorlar. Suriye ve Güneydoğu&#8217;yu birlikte karıştırma isteği Suriye&#8217;deki PKK&#8217;lıların kaos için kullanıldığı gerçeği de göz önünde tutulursa saldırının ne olduğu azda olsa anlaşılacaktır diyor ve devam ediyordu&#8230;</p>
<p>CIA başkanı ile yapılan pazarlıkta da bu var&#8230; Biz şimdilik İsrail&#8217;in kaos planını desteklemiyoruz, Suriye problemini de sizinle çözmek istiyoruz. Ancak ABD&#8217;deki İsrail lobisi daha etkin ve şuan da onlara karşı yaptırım uygulayamıyoruz diyerek Türk yetkililerİ uyardı ve bu konuda yanınızdayız mesajı verdi&#8230;</p>
<p>Aslında bu CIA&#8217;ya güvenmek veya işbirliği değil. Zira CIA tam olarak Obama&#8217;ya itaat eden bir yapı değil.  Şuan da Beyaz Saray&#8217;da <strong>SARI BAŞ ile güvercinlerin </strong>kavgası var. ABD&#8217;de işler yolunda değil. Çin ile savaş tehlikesi yaklaşıyor&#8230;</p>
<p>Sözün sahibi &#8211; sende biliyorsun ki &#8211; &#8221; <em><strong>bunların biri komalık biri de dünya genelindeki bütün gücünü kaybedeceği gerçeğine doğru sürükleniyor&#8221;</strong></em>dedikten sonra; Aslında şanslı bir konumdayız ki Türkiye&#8217;deki Silivri&#8217;nin beceriksizliği had safhada.</p>
<p>Suikast mi diyorum&#8230;Hem evet hem hayır derken iç ses gidiyor ve&#8230;.</p>
<p>Evet, sözün sahibi bunları ifade ettikten sonra suikast meselesine açıklık getirecekti ama olmadı&#8230;</p>
<p>Malum ortalıkta RTE&#8217;ye suikast düzenlendiği iması dolaşıyor&#8230;</p>
<p>Gerçek mi?</p>
<p>O algıya göre değişir&#8230;</p>
<p>Zira burada üçlü bir birliktelik söz konusu. <strong>İsrail &#8211; PKK ve Silivri&#8217;nin Güneydoğu masası&#8230;</strong></p>
<p>RTE&#8217;ye direkt suikast bundan daha önce de denendi.</p>
<p>Hatırlayacaksanız MGK&#8217;daki suikasta yazdıktan sonra Başbakanlık&#8217;tan yalanlama gelmişti. Ancak o hakikatini bilenler bilmektedir.</p>
<p>Şimdi yazacağımız suikastlar de büyük ihtimalle yine yalanlanacaktır.</p>
<p>Malum İlker Başbuğ ve Erdoğan geçen yıl Hakkari&#8217;de sınıra bir gezi düzenlemişti. Gezideki komutan&#8217;ın ismi de darbe planında geçiyordu..</p>
<p>Kadere bakın ki, MGK suikastı denemesinden sonra RTE&#8217;ye ikinci suikast girişimi de burada olacaktı&#8230;Taktik yine aynı taktik. <strong>&#8221;Zehirleme&#8221;&#8230;</strong></p>
<p>Eğer uzak diyarlardan telefon gelmeseydi ve RTE önüne gelen o yemeği yemiş olsaydı büyük ihtimal kurtulması mümkün olmayacaktı. Nasıl ki Ecevit&#8217;e yedirilen yemeklerin içerisinde ciddi bir tehlike söz konusuydu, benzer yöntem Hakkari&#8217;de de uygulanacaktı&#8230;</p>
<p><strong>Evet, RTE&#8217;yi MGK&#8217;daki suikast girişiminden kurtaran irade yine hamlesini yapmış Hakkari&#8217;deki vazifesini de yerine getirmişti&#8230;.</strong></p>
<p>Farklı bir suikast girişimini daha burada detaylı olarak anlatmak isteriz ama yalanlamanın gelip gelmeyeceğine göre hareket etmenin daha faydalı olması düşüncesindeyiz.</p>
<p>Aslında burada önemli olan Erdoğan&#8217;ın öldürülmesi meselesi değil. Zira düşünülen bu planlar N.Ş.A&#8217;da Başbakan&#8217;a karşı yapılan bir hamle de değil. Erdoğan&#8217;ın zatında onu orada tutan iradeye karşı bir düşmanlık söz konusu&#8230;(Zira RTE olmasa da onun yerine dolduracak bir çok isim var)</p>
<p>RTE&#8217;yi gayri meşru yollardan indirmeye yönelik yapılan her hamleye karşı <strong>o irade</strong> devreye giriyor ve buna izin vermiyor. Onun haberi olmadan engellenen bir çok suikast girişiminden sadece ikisiydi yukarıda yazdıklarımız&#8230;Gerçi RTE her önlenen bu iyi niyet hamlelerinden sonra inkar etse de <strong>&#8221;neden ben bilmiyorum da onlar biliyor&#8221; </strong>serzenişi olsa da buradaki mesele son görevini yapacağını ana kadardır&#8230;</p>
<p>Son olarak saldırının asliyeti meselesine gelince. Bu saldırıların olacağı zaten 2 ay öncesinden biliniyordu&#8230;Malum İstanbul&#8217;daki birader ve ustaların toplantısı&#8230;(PKK&#8217;nın kanatçısı AYSEL diyor ki &#8216;kötü şeyler olacak&#8230;&#8217; (<strong>Malum KARARLAR</strong>)</p>
<p>Tabii şunu da unutmamakta fayda var.</p>
<p>Misal; geçen bahsettiğimiz yakalanan İsrail ajanının ilişkide olduğu askeri yetkililer..<strong>Mesela onlardan biri Diyarbakır&#8217;a yakın bir ilde görev yapan insansız hava uçakları ile ilgilenen Subay İ.K.</strong></p>
<p>Bu adam şuan da Türk devletine ihanet etmektedir. Aldığı birçok bilgiyi İsrail&#8217;e direkt olarak veren ve o İsrail ajanı ile de ilişkide olduğu iddia edilen bu subay&#8217;ın ihanetleri neredeyse bütün komutanlıklar tarafından bilinen bir durum..Ancak ne Hakkari&#8217;de ne de o ilde bu türden ihanetçilere karşı herhangi bir yaptırım söz konusu değil.</p>
<p><strong>Bunun gibi benzer örnekleri çoğaltmak mümkün&#8230;</strong></p>
<p><strong>Ayrıca buradan 2.başkan sayın Orgeneral A. Güner&#8217;e sormak isterim;</strong></p>
<p><strong>Acaba neden K.K Harekât Merkezinden GÖRÜNTÜLENEBİLEN Heron görüntülerinin TAKİBATINI YASAKLATTI? Niçin karargahta sözü geçmiyor? Neden bir yaptırımı yok???</strong></p>
<p>Neden neden neden&#8230;</p>
<p>Ankara&#8217;dan o görüntüler izletilebilseydi o polisimiz şehit edilebilir miydi? Sınırdaki geçişler oradaki vatan evlatlarının uyarısına rağmen hala daha devam eder meydi?</p>
<p><strong>Kısacası içte bu kadar yara oldukça ve baştakiler hak erlerini anlamadıkça, bizler &#8221;O&#8221; zaman gelene kadar daha çok ızdırapla ahu-efgan edecek, Üstad&#8217;ın ifadesiyle &#8216;ciğerimizden kalemimize kan çekecek&#8217;  &#8221; YA SABIR&#8221; zikrini dilimize daim kılacağız&#8230;.</strong></p>
<p><strong> <a href="mailto:raufatillapolat@hotmail.com">raufatillapolat@hotmail.com</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/goruntu-yasakhedef-kan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASIL ÇILGIN PROJE OSMANLIYI GERİ GETİRMEK Mİ?</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/asil-cilgin-proje-osmanliyi-geri-getirmek-mi/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/asil-cilgin-proje-osmanliyi-geri-getirmek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2011 02:56:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=297</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Armağan Asıl &#8220;çılgın proje&#8221; Osmanlı&#8217;yı geri getirmek mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 27 Nisan&#8217;da İstanbul Boğazı&#8217;na bir kardeş geleceğini müjdeleyince ortalık karıştı. Mimar ve mühendisler, sabahlara kadar televizyonlarda konuşuyor, siyasetçiler tutarlı tutarsız görüşler beyan ediyor, Silivri&#8217;deki arsa fiyatlarının daha &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/asil-cilgin-proje-osmanliyi-geri-getirmek-mi/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<table style="height: 140px;" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="35%" valign="bottom"><a href="mailto:m.armagan@zaman.com.tr"> <img src="http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay-yeni/mustafaarmagan.jpg" border="0" alt="" width="235" height="110" /> </a></td>
<td width="2%" valign="bottom"></td>
<td width="40%" align="left" valign="bottom"><a href="mailto:m.armagan@zaman.com.tr"> Mustafa Armağan</a></td>
<td width="23%" align="right" valign="bottom"><img id="kucukA" src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/kucuk_a.png" border="0" alt="" /> <img id="buyukA" src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/buyuk_a.png" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4">Asıl &#8220;çılgın proje&#8221; Osmanlı&#8217;yı geri getirmek mi?</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 27 Nisan&#8217;da İstanbul Boğazı&#8217;na bir kardeş geleceğini müjdeleyince ortalık karıştı.</p>
<div id="haberMetinDiv">
<p>Mimar ve mühendisler, sabahlara kadar televizyonlarda konuşuyor,  siyasetçiler tutarlı tutarsız görüşler beyan ediyor, Silivri&#8217;deki arsa  fiyatlarının daha şimdiden ikiye katlandığı haberleri basını günlerdir  meşgul ediyor. Bu arada tarih yazarlarına epeyce malzeme çıktığını  görüyoruz.</p>
<p>Tarihî sürece birazdan geleceğim. Ancak dikkatimi çeken iki hususa değinmeden geçmek istemiyorum.</p>
<p>Başbakan, açıklamayı neden 27 Nisan tarihinde yaptı?</p>
<p>İlk akla gelen sebep, 27 Nisan muhtırasının yıldönümünde yapıldı,  çünkü darbecilere bir mesaj vermek istedi. Olabilir. Ancak benim  bildiğim başka bir gerekçe var: Başbakan, 27 Nisan&#8217;da darbe  heveslilerine düz bir cevap vermekle kalmadı, aynı zamanda onların  tarihteki atalarına da bir cevap vermiş oldu.</p>
<p>Siz bunu merak ededurun, ben kanalların tarihine bir yolculuğa çıkaracağım sizi. Cevap, yazının sonunda&#8230;</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nde tabii ki çok sayıda &#8216;çılgın&#8217; projeye imza  atılmıştı. Bunların bir kısmı gerçekleşti, diğerleriyse arşivlerde ve  kitaplarda kaldı.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın, Kanuni&#8217;nin emriyle İstanbul&#8217;a su getirmek üzere  dağları kazdırması, vadilere su kemerleri yaptırması, bunlardan sadece  biridir. Mağlova Kemeri&#8217;ni incelemek bile bu büyük projenin kapsamı  hakkında fikir verebilir.</p>
<p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2011/05/01/armagan01.jpg" alt="" /></p>
<p><em>Başbakanlık Osmanlı Arşivi&#8217;nden bir belgede Sapanca Gölü ile  Sakarya nehrinin bir kanalla nasıl birleştirileceği böyle resmedilmiş.  (Yedikıta, Şubat 2010).</em></p>
<p>Bir başkası, Don ve Volga nehirlerinin birleştirilerek Hazar  Denizi&#8217;ne kadar kuzeyde bir su duvarı oluşturma projesidir. Buna Sokollu  Mehmed Paşa zamanında başlanmış ama Kırım Hanı&#8217;nın istememesi üzerine  yarım kalmıştır. (Halil İnalcık&#8217;ın konuyla ilgili ünlü makalesini kendi  sitesinden okuyabilirsiniz.)</p>
<p>Bir Osmanlı maden müdürü Ahmed Bey&#8217;in Abdülmecid döneminde  hazırladığı Kızılırmak&#8217;ı bir su yolu haline getirme, II. Selim döneminde  Süveyş Kanalı&#8217;nın açılması için başlatılan çalışmalar, II. Abdülhamid  döneminde hazırlanan Konya ovasını sulama projesi ki, 1913&#8242;te  bitirilmiştir. Yine Abdülhamid döneminde hazırlanan Boğaz&#8217;a köprü ve tüp  geçit projeleri, keza Bursa ovasında bataklık yapan Nilüfer nehri  suyunun 50 milyon liralık yatırımla İstanbul&#8217;a taşınması gibi projeler  sayılamayacak kadar çoktur.</p>
<p>Ancak Osmanlı döneminde şimdikinin tersine, bu defa Anadolu  yakasını bir ada haline getirecek olan Marmara Denizi&#8217;ni önce Sapanca  Gölü&#8217;ne, sonra da Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz&#8217;e bağlama çabası,  Kanuni&#8217;den Abdülaziz&#8217;e kadar 300 yıl boyunca ısrarla takip edilmesi  bakımından bir istisna teşkil eder.</p>
<p>İlginçtir ama konunun bir de Osmanlı öncesi boyutu vardır.  Osmanlı&#8217;yı yücelteceğiz diye Romalıların hakkını da yememek lazım.  Marmara&#8217;yı Karadeniz&#8217;e bağlama çabası Osmanlı&#8217;yla başlamaz, bundan  neredeyse 2 bin yıl öncesine uzanır.</p>
<p>F. G. Moore adlı arkeoloji tarihçisinin &#8220;Roma ve Bizans döneminde  üç kanal projesi&#8221; adlı makalesinden öğrendiğimize göre, birincisi  bundan 1.900 yıl, ikincisi ise 1.500 yıl önce düşünülmüş iki proje söz  konusu. İlki, Bitinya valisi Genç Plinius&#8217;un İmparator Trajanius&#8217;a  teklif ettiği Sapanca (Sophon) Gölü&#8217;nü İzmit Körfezi&#8217;ne akıtma  projesidir. Özellikle gemi yapımında kullanılan kereste ve kuzeydeki  zengin mermer yataklarındaki mermerlerin İstanbul&#8217;a taşınmasında bu su  yolu büyük kolaylık sağlayacaktı. Ancak gölün denizden yüksekte  bulunduğunun tespit edilmesi bu projeden vazgeçilmesine sebep olmuştu.  Yapılırsa göl denize akacak ve kuruyacak, böylece amaç ortadan  kalkacaktı.</p>
<p>Aynı makaleden Ayasofya&#8217;yı yaptıran Justinianus (Jüstinyen)  zamanında bu defa daha heyecan verici olan Marmara&#8217;yı Karadeniz&#8217;e  bağlayacak şema hazırlandı. Buna göre Sakarya Nehri Karadeniz yerine  Sapanca Gölü&#8217;ne akıtılacak, göl de Körfez&#8217;e bağlanınca Karadeniz&#8217;le  Marmara Denizi birleştirilmiş olacaktı. İnşa çalışmalarına başlandığını  bildiğimiz bu projeden bugün sadece bir Roma köprüsü ayaktadır.</p>
<p>Osmanlı dönemine gelince, ilk olarak Kanuni&#8217;nin Sapanca Gölü ile  İzmit Körfezi&#8217;ni birleştirmeyi düşündüğünü biliyoruz. İ.H. Uzunçarşılı  1940&#8242;ta &#8220;Belleten&#8221;de çıkan yazısında Mimar Sinan ve Kerez Nikola&#8217;nın  kazı sahasında çalışmalar yaptıklarını, ancak savaş çıkması üzerine  projenin durdurulduğunu yazar. Ancak bu fikir, sonradan Sakarya  Nehri&#8217;nin de devreye sokulmasıyla bir Marmara-Karadeniz kanal projesine  dönüşmüş ve bu haliyle 3. Murad zamanında (1591) yeniden gündeme  gelmişti. Bu proje, bugünkünün tersine, Anadolu yakasını İzmit Körfezi  ve Sakarya Nehri&#8217;nden itibaren keserek bir ada haline getiriyordu.</p>
<p>Bundan sonra Sinan Paşa&#8217;nın bu işle uğraştığını biliyoruz ama  &#8220;Yaptırmayız&#8221; diyen muhalefetin dedikleri olmuş ve sonunda  vazgeçilmiştir. Keza Avcı Mehmed, I. Mahmud, III. Mustafa, II. Mahmud ve  Abdülmecid dönemlerinde de aynı proje ele alınmış ama benzer nedenlerle  vazgeçilmişti. Son olarak da Abdülaziz döneminde Ali Rıza Bey adlı bir  mimar ve mühendis tarafından ciddi çalışmalar yapıldığı, diğer iki  mühendis tarafından da Sakarya nehri hakkında genişçe bir rapor  hazırlandığını biliyoruz.</p>
<p><img src="http://medya.zaman.com.tr/2011/05/01/armagan02.jpg" alt="" /></p>
<p><em>Osmanlı Devleti, tıpkı Roma gibi Kara-deniz&#8217;e İzmit  Körfezi-Sapanca Gölü ve Sakarya nehri üzerinden çıkmayı planlamış,  böylece şimdi Avrupa yakasında oluşacak &#8220;ada&#8221;yı Anadolu yakasında  gerçekleştirmeyi düşünmüştü.</em></p>
<p>Gördüğünüz gibi, tarih boyunca Marmara&#8217;dan Karadeniz&#8217;e yeni bir  boğaz açma çalışmaları hiç durmamış. Umarız bu sefer başarıya ulaşır.</p>
<p>Şimdi başta yarım bıraktığımız noktaya geri dönelim. Başbakan bu  &#8216;çılgın proje&#8217;yi neden 27 Nisan günü açıkladı? Benim değerlendirmem  şöyle: 27 Nisan, II. Abdülhamid&#8217;in tahttan indirildiği gündür.  Dolayısıyla Başbakan, projesini tam da o gün açıklayacağını ilan ederek  Sultan Abdülhamid&#8217;i kucakladığını ve onun şahsında büyük Osmanlı  vizyonunu sahiplendiğini göstermek istemiştir. Nitekim muhtıranın da 27  Nisan&#8217;da verilmesinin Abdülhamid&#8217;le tersinden bağlantısı olduğunu  düşünüyorum. Cevap, &#8220;cuk&#8221; diye oturmuştur.</p>
<p>Ayrıca Başbakan Erdoğan&#8217;ın konuşmasındaki &#8216;Biz atalarımızın  düşündüklerini gerçekleştiriyoruz&#8217; vurgusu bence çok yerindeydi.  Cumhuriyet&#8217;in başından beri söylenegelen &#8220;Biz Osmanlı&#8217;dan koptuk, artık  yeni bir devletiz&#8221; tezine açık bir meydan okuma var burada. Başbakan&#8217;ın  sık sık dile getirdiği &#8220;Yüz yıllık hasret bitiyor&#8221; sözleri &#8220;Osmanlı geri  geliyor&#8221;un bir başka söylenişidir bence.</p>
<p>Açıklama tarihi olarak 27 Nisan&#8217;ın seçimi ve &#8220;Yüz yıllık hasret  bitiyor&#8221; sözünü yan yana getirdiğinizde, asıl çılgın projenin Osmanlı&#8217;yı  geri getirmek olduğunu söylemek çok mu aceleci bir yorum olur dersiniz?</p>
</div>
<p><a href="mailto:m.armagan@zaman.com.tr">m.armagan@zaman.com.tr <img src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/columnist/ma-16.png" border="0" alt="" /> </a><br />
<a href="http://twitter.com/mustafarmagan" target="_blank">http://twitter.com/mustafarmagan <img src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/columnist/tw-16.png" border="0" alt="" /></a></p>
<p>01 Mayıs 2011, Pazar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/asil-cilgin-proje-osmanliyi-geri-getirmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyede İlk Uçak Üreten Sanayici: Nuri Demirağ</title>
		<link>http://www.politicalcity.biz/turkiyede-ilk-ucak-yapimi-nuri-demirag/</link>
		<comments>http://www.politicalcity.biz/turkiyede-ilk-ucak-yapimi-nuri-demirag/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2010 07:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyetin Sanayileşme Çabaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İç Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı Sanayici]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Muhittin Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Engellemeler]]></category>
		<category><![CDATA[İlk uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Demirağ]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sanayileşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.politicalcity.biz/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap aradıgımı söylediğimde, &#8220;Bu adam ne tür yazılar  yazar&#8221; cevabını almak, beni üzmüş ve hiçbir şey söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri &#8230; <a href="http://www.politicalcity.biz/turkiyede-ilk-ucak-yapimi-nuri-demirag/">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı</strong><strong></strong><br />
</span><br />
Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap aradıgımı<br />
söylediğimde, &#8220;Bu adam ne tür yazılar  yazar&#8221; cevabını almak, beni üzmüş ve hiçbir şey<br />
söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri Demirağ ismi endüstri<br />
tarihçilerinin dışında kimse tarafından bilinmemektedir. Oysa, Genç Cumhuriyetin önemli bir işadamlarından ve sanayicilerindendir. Hatta bir zamanlar Vehbi Koç gibi zengin olmak<br />
cümlelerinin sarf edilmesi gibi, o dönemde. de kız çocuklarına &#8220;Demirağ gibi bir aileye<br />
gelin gidesin&#8221; temennilerinde bulunulurmuş.</p>
<p style="text-align: left;">Denilebilir ki, nice zengin işadamları geldi geçti, doğru. Fakat Nuri Demirağ; azmi, sabrı,<br />
çalışkanlıgı, dürüstlüğü, vizyonu, müteşebbisliği ile bugün ideal diye vasıflandırılan<br />
yöneticilerde/patronlarda bulunması gereken özelliklere sahip bir isim.</p>
<p style="text-align: left;">1884 yılında Sivas Divriği&#8217;de dünyaya gelmiş. 1910&#8242;larda Beyoğlu varidat müdürü iken 1919 yılında memuriyetten aynlmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kagıt lira, o zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul&#8217;un işgal altında olduğu bir<br />
dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısıın gidermenin; üretmek olduğunu düşünür. Ve cebindeki bu parayla sigara kagıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kagıdının tekelini elinde tutan Rumlar ve Ermeniler&#8217;di&#8221;. Mühürzade Mehmet Nuri&#8217;nin &#8220;Türk Zaferi&#8221; adını verdiği sigara kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para kazandınmştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine<br />
hasredeceğim.</p>
<p style="text-align: left;">&#8220;<strong>Uçakların fabrikasını yapmaya talibirm&#8221;<br />
</strong><br />
Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak, hem de paramn yurt içinde kalması saglamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet Nuri&#8217;nin hayalleri örtüşmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Bugün bile, o zamanki yatırıma ulaşamamış olan demiryolu ihalelerine katıldı ve yıllarca en<br />
çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi<br />
bjzzat Atatürk tqrafından &#8220;Demirag&#8221; olarak verildi. Demiryolunda ciddi başarılar kazandı.<br />
O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat edilerek, devrin<br />
zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. Nuri Demirag&#8217;dan da bu amaç için para istenir. Nuri Bey &#8220;Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en<br />
mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama<br />
vasıtasım başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasım yapmaya<br />
talibim&#8221; der ve hazırlıkİara &#8216;başlar.</p>
<p style="text-align: left;">1930&#8242;lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak yapar. Gerekli<br />
destegi görmez.Ancakü mitsizlige düşmeyen Demirag, Beşiktaş&#8217;ta bir uçak fabrikası<br />
kurar.Devletin,THK&#8217;nin ihtiyacı olan 24 adet egitim uçagı ve 60 planör ihalesini alarak<br />
hızla çalışmaya başlar. 1936 yılında &#8220;NUD 36&#8243; ismiyle 12 adet THK siparişini Iiazır hale<br />
getirir.</p>
<p style="text-align: left;">Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ&#8217;ın uçaklarının reddedilmesine karar verir.<br />
Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki ayn bilirkişi raporlarının olumlu olmasına<br />
ragmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi, Demirag&#8217;ın aleyhine karar verir. Atatürk hayatta degildir ve Türkiye&#8217;nin tek siyasi otoritesi, Milli Şef İsmet İnönü&#8217;dür.</p>
<p style="text-align: left;">Dünya savaşının gölgesinde, savunma sanayi gibi çok önemli bir alanda böylesine güzel bir<br />
teşebbüsün neticesiz kalması, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri araştırmak,<br />
tarihçilerin işidir. Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ yılmadan uçaklarını<br />
kendi okulunda kurdugu yatılı okulda kullanır. Çogu memleketi Divrlgi&#8217;den.olmak üzere, çok sayıda ögrenciye pilotluk egitimi verir. Bu ögrencilerin bütün masraflarını karşıladıgı<br />
gibi, ayda 150&#8242;şer lira da burs verir. Yeşilköy&#8217;deki bu okulun adı &#8220;Gök Okulu&#8221; idi.<br />
Kuruldugundan kısa bir süre sonra her biri degerli birerpilot olaıi 9 kişimezun olmuştur.<br />
Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. &#8220;Gök Okulu&#8221; tam anlamıyla bir<br />
pilot okulu niteligi kazanmıştı.</p>
<p style="text-align: left;">Demİrağ&#8217;dan ilkler</p>
<p style="text-align: left;">Ne gariptir ki THK&#8217;nın almadıgı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. Milli<br />
endüstriye o kadar önem verir ki &#8220;Milli Kalkınma Partisi&#8221;ni kurar. Ancak, başarılı olamaz<br />
Birçok ilke imza atan bu cumhuriyet döneminin ilk müteşebbisi bugün içinde bulundugumuz sıkıntıdan çıkmak ve özgüven eksikligimizi gidermek için önemli bir isimdir.</p>
<p style="text-align: left;">ilk kez, bogaz köprüsü düşüctesi ortaya atarak &#8216;yap-işlet-devret&#8217; modelini önermiştir. İlk<br />
paraşüt imalatım, prefabrik ev imalatını gerçekleştirmiştir. Yabancıların cirit attıgı<br />
çimento tekelinin kırılmasını saglamış, 1000 km&#8217;den fazla demiryolu döşemiştir. İzmit&#8217;teki<br />
selüloz fabrikasını kurmuş, 1942&#8242;de Keban&#8217;a baraj yapılması düşüncesini ortaya atmıştır.<br />
Hayatım kısaca özetledigim Nuri Demirag, öze11ik1e uçak endüstrisini ülkemizde geliştirmek sevdasında olmuş bu gayreti desteklendigi takdirde ülkemizin kısa zamanda çok . iyi bir konumda. olacagını hep vurgulamıştır.</p>
<p style="text-align: left;">İsmet İnönü&#8217;ye mektup</p>
<p style="text-align: left;">Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar yazarak yardım  istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke gelecegi için hayati öneme sahip uçak sanayiinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek  göremez.. Son çare olarak Cumhurbaşkanı ısmet ınönü&#8217;ye şu mektubu yazar; &#8220;&#8230;..göklerine hakim olamayan milletlerin yerlerde sürünecegine, daha dogrusu yerin dibinde çürüyecegine inandıgım.için 3,5 sene evvel bütün personel ve araç gereci öz kaynagımızdan olmak üzere, memleketin ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak istedim. Ve  bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak&#8217;a arz ettim &#8230; beni büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyarım en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarım1a birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikarımı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanati şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım.</p>
<p style="text-align: left;">Beşiktaş&#8217;ta kurdugum tayyare atölyesiyle Yeşilköy&#8217;de yapmakta oldu&amp;Um modern uçu~ meydanı, tamir atölyesi ve hangaraait plan-planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için degirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdıgım 250 mevcutlu&#8217;orta mektebe ait fotograflardan bir takımları ektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Geçenlerde Beşiktaş&#8217;taki atölyemin senevi imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep<br />
veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabilecegi cevaben bildirildi. Zaman zaman takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacagı ve siparişler verilecegi Hava Kuvvetleri&#8217;nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi<br />
görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava Kuvvetleri&#8217;nin<br />
bir çok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından ilk Türk tipi olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik<br />
resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu&#8217;na teblig ve uçuş müsaadesini  verdigi halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı  olan 14,000 liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.<br />
<strong><br />
&#8220;30 sene erken gelmişim&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: left;">İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir<br />
mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı bulunu yorsa, derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal Hazretleri&#8217;ne çekilen ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu ugurda şimdiye kadar harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait degil ya-farzı muhal 15-20 adet han, apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istedigim yerde gezer, tozardım.Hülasa, Türk&#8217;e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan sipahiligin,süvariligin, serden geçtiligin bugünkü şekli de tayyareciliktir.</p>
<p style="text-align: left;">Gece gündüz, kış yaz, yagmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf edecek, vatanın her bucagında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve yanıbaşında tamir atölyeleri, hangadarı, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, onbinlerce,ihtiyat yapıcı, uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .</p>
<p style="text-align: left;">Tayyare süradidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu sürate ayarlanması<br />
için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşayan hava komutanlarının başlarına tepeden tırnaga, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan &#8220;üzerine toz kondurulmamış&#8221; yırtıcı yaratıcı bir şahsiyerin (her memlekette oldugu gibi) bu mühim ve hayati işin başına geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını, vatanın yegane kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak . kemali hürmetle arz ve niyaz ederim.&#8221;<br />
Nuri Demirag, birçok kere İsmetı İnönü&#8217;ye buna benzer mektuplarla &#8211; başvuruda bulunmuş olmasına ragmen olumlu bir cevap alamaz.</p>
<p style="text-align: left;">1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak&#8217;a şunları lı söyler; &#8220;30 sene<br />
erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim&#8230;&#8221; i<br />
Düşünüyörum da, Nuri Demirag, uçak sanayiinde destek görse idi, Türkiye ekonomisi,<br />
globalleşme sürecinin neresinde olurdu? .</p>
<p style="text-align: left;">Dr. Muhittin Şimşek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.politicalcity.biz/turkiyede-ilk-ucak-yapimi-nuri-demirag/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

